Unutulan bu "Çok Satan"-yazarını tavsiye ederim.
8/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2022 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2022 09:19
Yazar Robert Fish , polisiye, gerilim ve dedektif roman yazarı olarak 1960’larda ve 1970’lerin başında yazdığı romanlar ile Amerika’nın bu daldaki en önemli Edgar Allan Poe ödülünü üç defa kazandı. Bildiğim kadarıyla, dilimize çevrilmiş dört romanı var. Cep Kitapları A.Ş. tarafından 1982 yılında basılan ilk ikisini 1983 yılında üçüncüsü takip ediyor. Ben okumaya o kitapla (Truva’nın Altınları) başlamış ve kısa bir tanıtım yazısı da yazmıştım. Orijinali 1978 yılında basılan “Takip” başlıklı bu yazının konusu olan 383 sayfalık kitabın tercümesini Alev Güven ve Özay Süsov birlikte yapmışlar. 1982 yılında o dönemin klasik “cep kitapları” formatında basılan kitabı, aradan geçen 40 yıllık süreye rağmen okunur kondisyonda ve bir simit fiyatına bile (5.- TL) sahaflarda bulabiliyorsunuz. Gerek baskı gerekse tercüme açısından (şahsen iki kişinin yaptığı tercümelere karşı olsam da!) okuma akışını rahatsız eden fazla bir yanlışlık gözüme çarpmadı. (Askeri araçlar ve silahlar konusunda o döneme ait klasikleşmiş yanlışlar haricinde!) Roman, 1944 yazında Doğu Cephesi’nde Bagration Harekâtı sonrasında (Yazar belirtmese de, kitabın başlarında bir yerde, Guderian’ın “Merkez Ordu Grubu çöktü!” haberinden bahsedince anlıyorsunuz.) Kızıl Ordu’nun hızla ilerleyişinin tasviri ve başrol kahramanı SS Albayı Helmut von Schraeder’in davet edildiği gizli bir toplantı ile başlıyor. Katılanlar arasında bazı bakanlar, üst düzey komutanlar ve işadamları vardır. Hepsi savaşın kaybedilmekte olduğunu anlamışlar ve savaş sonrası döneme hazırlık planlarını konuşmak için bir araya gelmişlerdir. Doğal olarak birden fazla olasılık üzerine planlar yapılmıştır. Ekonomik açıdan savaş öncesi işbirliğinin yeniden kurulması veya devam ettirilmesi için çaba gösterilirken ileri teknoloji planlarının, ürünlerinin ve prototiplerinin saklanması düşünülmek-tedir. SS üyeleri açısından beklenen yenilgi sonrasında yargılanma ve ölüm cezaları beklentisi yüksek olduğu için, ODESSA (Organization der SS- Angehörigen / SS Üyeleri Organizasyonu) adı verilen bir kuruluş ile Nazizm’e açık ve kapalı sempati duyarak destekleyen ülkelere iltica etmeleri için çalışmalara başlanmıştır. İşte kitabın konusu da, kendi geleceğini bu tarz bir organizasyona bırakmak yerine kendi eline almayı çok önceden planlamış bir SS albayının hiç beklenmedik bir gelişme gösteren öyküsünü anlatıyor. Eser kendi içinde birbirini takip eden üç “kitap” şeklinde yazılmış. İlk 188 sayfa yukarıda belirttiğim gibi 1944 yazında başlıyor ve 20 Temmuz 1944 günü Hitler’e yapılan suikast sonrasında, albayımızın kendi kaçış planını uygulamaya koyması ile hız kazanıyor. Savaşın bitişi, savaş sonrasında tıpkı yurtdışına kaçmaya çalışan eski SS’ler gibi gizli yollardan Filistin’e doğru yola çıkışları anlatılıyor. SS albayının hedefi tabii ki Filistin’de kurulma mücadelesi veren İsrail değil. Ancak kimliğini korumak için plastik ameliyat ile bir Yahudi’ye benzedikten sonra onların arasına katılarak, Almanya’nın güneyine oradan da kendi banka hesabında gizlediği paralara kavuşmak için İsviçre’ye gitmeyi planlıyor. 105 sayfalık ikinci kitapta, Filistin’de eski bir SS subayı olarak Yahudilerle birlikte verdiği mücadele ve onlara karaborsa silah alımı için İsviçre’ye kadar gidişi, ama hem tüm hesaplara el koyan İsviçre kanunları hem de âşık olduğu bir Yahudi kadın için geri dönüşü anlatılıyor. En kısa olan 85 sayfalık üçüncü kitapta başrolü Almanya’da eğitim yapan ve istemeden babasının geçmişini öğrenen oğlu alıyor. Gerek sağlam kurgusu gerekse akıcı dili (tercümanlara da teşekkürler!) nedeniyle kitabı zevkle okudum. Savaş sonrasında Filistin’de kurulacak olan Yahudi devletine İngiltere’nin gönülsüz karşı çıkışı nedeniyle hem Avrupa’da hem de Filistin’de ki gelişmeleri anlattığı bölümler o döneme ait oldukça ilginç resimler çiziyor. Yazarın okuduğum ilk kitabı ile karşılaştırılınca bunu daha çok beğendim. “Truva’nın Altınları” kitabına kıyasla, oradaki de iyi olmasına rağmen, daha sağlam bir senaryosu var. SS albayının kişiliği, çocukluğundan itibaren oldukça geniş kapsamlı ve kendi içinde çatışmaya düşmeyen bir kronolojik gelişme izliyor. Beklenmedik küresel ve bölgesel olayların bireyin hayatını nasıl beklenmedik yönlere savurduğunu bu eserde güzel anlatmış. Not: Yazarın 1981 yılındaki ölümünden sekiz yıl sonra kitap, “Twist of Fate” (Kaderin Cilvesi) başlığıyla, başrollerinde Ben Cross ve Bruce Greenwood gibi aktörlerin oynadığı iki bölümlük bir mini dizi olarak beyazperdeye de yansıtılıyor. İngilizcesi olan arkadaşlar Youtube’da seyredebilirler. Ben seyrettim, beğendim.
Bestseller/Çok Satan
TakipRobert Fish · Cep Kitapları A. Ş. · 19826 okunma
·
140 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.