Gönderi

Müzeyyen’le Biraz Yandık Biraz Sustuk
10/10
·59 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 23:43
Ben aslında bir kitap okumadım biri oturmuş karşıma sigarasını yakmış içini dökmüş. Öyle süslü cümlelerle değil bazen küfürle bazen susarak bazen de “ne alakaysa?” diyerek anlatmış derdini. Ve ben dinlemişim. Bazı insanlar sevince büyümüyor dağılıyor. Toparlanmaya çalışırken daha çok dökülüyor. Ve bu hal ayıp değil zayıflık hiç değil. Bildiğin hayat. Mesela şurada durdum uzun süre “Tütünümü, anahtarımı aldım… eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.” Bunu okuyunca insanın eli cebine gidiyor ama aradığı şey anahtar değil. “Ben de kaç kere böyle çıktım evden?” diye soruyorsun kendine. Çıkıyorsun ama sen yoksun orada. Kitap boyunca en sevdiğim şey şu oldu Kimse kimseye ders vermiyor. Kimse “doğru budur” demiyor. Sadece yaşanmışlık var. Yorulmuşluk var. Bir de bitmeyen bir Müzeyyen meselesi. “Ne olmuştu da, ‘Seninle dünyanın her yerine gelirim,’ diyen Müzeyyen çekip gitmişti?” Bu soru kitapta soruluyor ama cevabı yok. Zaten hayatta da yok ya. İnsan bazen gidenin neden gittiğini değil neden kaldığını sandığını sorguluyor. Bu kitap aşk kitabı değil aslında. Daha çok aşkın içinden çıkamama kitabı. Takıntı mı tutku mu alışkanlık mı adı ne olursa olsun insanın içini kemiren o şeyin kitabı. Bir yerde şöyle diyor “Dağıtmazsam toparlayamazdım.” Bu cümle var ya… Hayatımın bazı dönemlerini tek başına özetliyor. Önce her şey darmadağın olacak ki neyin sana ait olmadığını anlayabilesin. Kitapta beni en çok vuran şeylerden biri de şu his oldu İnsan bazen gitmek istemiyor yok olmak istiyor. “Yok olmak. Toz olmak istiyordum… Yerime Kız Kulesi’ni bıraksalardı.” Bu bir kaçış değil. Bu yorulmanın geldiği son nokta. Ve finalde… Kapı sahnesi… çocuk… kilit sesi… “-bitse ne olur, bitmese ne?-” İşte kitap burada bırakıyor seni. Cevap yok. Çünkü bazı hikayeler bitmiyor. Sadece sen onların içinde kalıyorsun. Bu kitap kalbi sağlam olanlara göre değil dağınıklığını kabullenenlere göre. Okurken “aa ne güzel yazmış” değil “lan bu benim” dedirten cümleleri var. Aşkı anlatmıyor aşkın adamda bıraktığı tortuyu anlatıyor. Bu kitap bitince insan biraz susmak istiyor. Son olarak şunu söyleyeyim. Bu kitabı yazdığı için yazara teşekkür ederim. Çünkü herkes mutlu son yazıyor ama herkes dağınık hâliyle yazmaya cesaret edemiyor. Okuyacak arkadaşlara da şunu diyeyim. Bu kitabı hızlı hızlı okumayın. Altını çize çize de okumayın. Bırakın bazı cümleler canınızı sıksın. Zaten iyi kitap dediğin biraz huzursuz eder. Ve şunu unutmayın arkadaşlar. Bazı kitaplar rafta durmak için değil insanın içinde bir yere oturmak için yazılır bu da onlardan biriydi. Okuduğunuz için Teşekkür ederim…
Alıntı
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
··
1.053 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Birkaç kez okudum :) Ruhu olan, insana sızan bir inceleme olmuş.. Mutlaka okuyacağım. Yazara da size de teşekkürler 🙏
CaN
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. Keyifli okumalar dilerim Nilgün hocam 🙏🏻
Kitapla o kadar güzel bir bağ kurmuşsun ki; inceleme kitabı daha üst bir seviyeye taşımış. İçindeki derinliği çok güzel yansıtmışşın. Evet iyi kitap cidden aklımızdan çıkmıyor ,rahatsız ederken ziyadesıyle de düşündürüyor. Ellerine sağlık.
CaN
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için hocam 🙏🏻
inceleme kitap anlatmak gibi değil de kitabı devam ettirmek gibi olmuş. 3 kere okudum