Bu kitabı okurken adamın kendini pek sevmediğini ama eşiyle birlikteyken tamamlandığını hissettiğini düşündüm . Sanki tek başına eksik , pürüzlü , huysuz biri ; ama kadın onun pasını alan , onu temizleyen taraf . Bunu açık açık söylemesi çok güzeldi . Büyük laflar yok ama cümlelerin içi dolu .
Homurdanarak yazıyor sanki , evet . Ama o homurtunun içinde şiirsel bir şey var . “Fotoğraflarına ihtiyacım yok , hafızam var “ derken hem yaşlı , huysuz bir adam görüyorum hem de hâlâ âşık birini . Bu çelişki kitabı bana samimi kıldı . Duygusunu süslemiyor , saklamıyor da .
En çok da “Sen benim en iyi tarafımdın , umarım ben senin kusurun olmamışımdır” cümlesi kaldı aklımda. Yasın içinden geçen ama çok insani bir endişe bu . Kendini yüceltmeyen , hatta biraz küçülten bir sevgi hâli .
Dul beni sarsmadı ama içime yerleşti . Ağlatmadı , sessizce durdu . Ve galiba en çok da bu yüzden sevdim .
.
DulJean-Louis Fournier