Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 01 Ocak 2026 23:39 Frankenstein’ı bitirdiğimde kitabın uzun süre neden zihnimde geride tuttuğum bir eser olduğunu sorguladım. Korku türünün ilk örneklerinden biri olarak anılması onu bende yalnızca gotik ve ürkütücü bir metin gibi konumlandırmıştı. Oysa Mary Shelley’nin kaleme aldığı bu roman korkudan çok daha fazlasını barındıran derin ve sarsıcı bir düşünce dünyasına sahip.
Roman boyunca beni en çok düşündüren mesele yaratma eyleminin ahlaki boyutu oldu. Bir şey yaratmak insanı yüce bir konuma mı taşır yoksa yarattığından yüz çevirdiği anda onu başka bir yere mi savurur sorusu metnin merkezinde duruyor. Victor Frankenstein ölümsüzlüğe ulaşma arzusuyla ortaya bir varlık çıkarır ancak onu sahiplenme ve sorumluluk alma noktasında geri çekilir. Bu andan itibaren hikâye bir korku anlatısı olmaktan çıkar ve insanın kendi eylemleriyle yüzleştiği bir vicdan sorgusuna dönüşür. Ortada artık sadece bir yaratık değil onu yaratan ve sonra ondan kaçan bir insan vardır.
Kitapta benim için en can alıcı noktalardan biri yaratığın özünde sevgi dolu bir varlık olarak sunulmasıydı. Yaratık dünyaya kötülükle gelmez anlaşılmak sevilmek ve kabul edilmek ister. Ancak insanların ona yönelttiği önyargılı bakışlar ve dışlayıcı tavırlar zamanla bu masumiyeti aşındırır. Karşılaştığı her reddediliş onu biraz daha yalnızlaştırır ve sonunda korkulan bir canavara dönüştürür. Burada Shelley insanlık tarihinin hiç eskimeyen bir yarasına dokunur. İnsanların dış görünüşe karşı önyargılı olması, anlamadıklarından korkması ve korktuklarını dışlaması yüzyıllardır değişmeyen bir hakikattir.
Frankenstein benim için bu yönüyle öteki olma meselesi üzerine güçlü bir anlatı sundu. Canavarın kim olduğu sorusu roman boyunca sürekli yer değiştirir. Görünüşü nedeniyle dışlanan mı yoksa sorumluluktan kaçan mı gerçek canavardır sorusu zihnimde uzun süre kaldı. Mary Shelley okuru yaratığın korkunçluğundan çok insanın vicdansızlığıyla yüzleştirir.
Bu nedenle Frankenstein geri planda kalmayı hak etmeyen son derece felsefi bir roman. Okurunu ürkütmekten ziyade düşündüren rahatsız eden ve vicdanla baş başa bırakan bir metin.