İlk kez okudum Hasan Ali Toptaş’ı ve hiç kimseye benzemeyen özgün bir dili olduğunu fark ettim. Sıradan tekdüze olayları cümle yapısıyla o kadar farklı bir şekilde dile getiriyor ki bambaşka bir dünyaya kapıları açıyorsunuz. Anlatım tarzı, tasvirleri ve karakterler çok çarpıcı. Bu kitabında bir çocuk karakter olan Hasan’ın hayal ile gerçeklik arasinda yaşadıklari yaşadıği taşrada gösterilmistir. Yaptığı tasvirlerle ve Hasan’ın sığındığı hayalleriyle bir taşra gerçekliği gözler önüne seriliyor aslında. Birazcık okuyucuyu yoran bir kitap, açıkçası çok akici bulmadim ve bu sebeple kitaptan çok kopmama sebep oldu.