Gönderi

Görünmeyen Bir Devrimin Sesi: Ülker Abla
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:05
Sokaktaki kadının sesini en yalın, en bizden ama bir o kadar da sarsıcı haliyle kağıda döker Seray Şahiner’in kalemi.. Ülker Abla, sadece bir kitap değil; görünmeyenlerin, görmezden gelinenlerin ve buna rağmen ayakta kalmaya çalışanların hikayesi. ​Seray Şahiner, Ülker Abla ile bizi modern zamanların en tanıdık ama en çok baş çevrilen yüzüyle tanıştırıyor: Kendi evinden, hayatından ve nihayetinde toplumun kıyısından kovulmuş bir kadınla. Everest Yayınları'ndan çıkan bu eser, bir mağduriyet öyküsü değil; bir var olma ve hayatta kalma manifestosu. ​Kitapta Ülker’in sığındığı hastane koridorları, aslında toplumun ona bıraktığı tek meşru alanı temsil ediyor. Ülker, bir yakını varmış gibi hastanelerde sabahlıyor; çünkü bir kadının gece sokakta olması suç, ama hastanede beklemesi fedakarlık olarak kodlanıyor. ​Birinin refakatçisi olmasan da, dünyanın refakatçisiymişsin gibi davranman gerekiyor bazen. Kimsesiz olduğunu anladıklarında, yerin daralıyor. Bu ifade, Ülker’in yalnızlığını gizleme çabasını çok derin bir yerden yakalıyor. Şahiner burada, toplumun ancak bir etiketi olan kadına tahammül edebildiğini hatırlatıyor. Ülker’in bu rolü üstlenmesi, aslında hayatta kalmak için taktığı bir maskedir. ​Ülker’in hikayesinde şiddet, sadece fiziksel bir darbe değil; bir yok sayılma biçimi. Kocasından gördüğü şiddeti geride bırakırken, aslında koca bir sistemin dışına itilmeyi göze alıyor. ​Dayak yerken canım yanıyordu ama asıl canımı yakan, dayağın sesini duyan komşuların televizyonun sesini açmasıydı. Kimse duymasın diye değil, kendi huzurları bozulmasın diye... Bu alıntı, toplumsal ikiyüzlülüğün en acı özetidir. Şahiner, bireysel şiddeti toplumsal bir ilgisizlikle harmanlayarak okuyucunun kalbine bir ağırlık bırakıyor. Ülker’in hüznü, sadece yaşadıklarından değil, dünyanın bu duyarsızlığına olan kırgınlığından besleniyor. ​Eserin en özgün yanı, Ülker’in tüm bu trajedinin ortasında sahip olduğu o keskin, hüzünlü ve bir o kadar da delikanlı mizah duygusu. Açlığımı bastırırım da, şu 'insan gibi yaşama' isteğimi bir türlü susturamadım. Ülker, açlığa veya soğuğa razı gelebilecek kadar kanaatkârlaştırılmış olsa da, onuruna duyduğu açlık onu diri tutuyor. Bu cümle, kitabın en can alıcı noktası: İnsanın en temel ihtiyacı ekmekten önce, haysiyettir. ​Ülker Abla, Seray Şahiner’in o samimi, mahalle ağzını edebiyatın zirvesine taşıyan diliyle, her sayfasında boğazımıza bir düğüm atıyor. Kitabı bitirdiğinizde, sokakta yanınızdan geçen, bir hastane kantininde dalgınca çayını yudumlayan her kadına Acaba o da mı bir Ülker Abla? diye bakmaktan kendinizi alamıyorsunuz. ​ Keyifle okunsun!... ​
Edebiyat
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,406 okunma
·
446 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Murat YALÇIN
Gönderi Sahibi
Bu kitap, hayata tutunmak için sadece bir köşeye, bir battaniyeye değil; bir bakışa ihtiyacı olanların öyküsüdür.