Sineklerin Tanrısı bende tuhaf bir etki bıraktı; kitabı bitirdiğimde tam olarak sevdiğimi de söyleyemedim, sevmediğimi de. Ama sanırım bu, kitabın başarısı. Çünkü Golding okuru rahat ettirmek istemiyor.
Adada kalan çocuklar için her şey masum bir oyun gibi başlıyor. Kurallar konuluyor, ateş yakılıyor, umut var. Ama sonra Jack’in sesi daha çok duyulmaya başlıyor; güç, korkudan besleniyor. Kitaptaki “Canavar belki de sadece bizizdir” düşüncesi, hikâyenin merkezini oluşturuyor. Kötülük dışarıdan gelen bir şey değil; kimse onları zorlamıyor. Onlar seçiyor.
Simon’un gerçeği fark ettiği an çok sarsıcı: kötülük adada değil, çocukların içinde. Bu yüzden roman boyunca asıl kaygı, medeniyetin ne kadar kırılgan olduğu. Biraz korku, biraz güç arzusu ve kurallar kolayca yok olabiliyor.
Belki bu yüzden kitap keyif vermekten çok rahatsız ediyor. Ama tam da bu rahatsızlık, Sineklerin Tanrısını güçlü kılıyor. Çünkü insanın karanlık tarafını inkâr etmiyor; yüzümüze yüzümüze tutuyor. William Golding
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma