Livaneli’nden beklenmeyecek zayıflıkta, kendini Selim olarak yazdığı tahminimce Selim’in babasını, Mustafa Sabri Livanelioğlu ve Cemil Gezmiş’den esinlenerek bir baba karakteri oluşturduğu ve idamlardan bahsederken Erdal Eren’e selam gönderdiğini anlayabiliyoruz. Ancak zayıflığı bunlar değil tabi ki, varoluşçuluğu benimserken yaşanan dönem içerisinde bu fikir ve dönem o kadar sık tekrarlarla ve detaylı açıklayarak yazılmış ki okurken “tamam anladım, bende okuduğumu anlayabiliyorum” diye içimden geçirdim. Bence en önemlisi sanki hikaye olgunlaşmadan, karakterler tam oturmadan şuan ki Türkiye gündeminin müsaitliği nedeniyle bir hatırlatma gibi yazılmış. Yada ben Livaneli hayranı olarak onu tanıdığım için bana çok tanıdık ve tekrar düşmüş geldi…