İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı, diyordu. İnsanlar böyle uyudukçe, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığım bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan beter hale düşecektir. Allah, başkaldır ya kulum, demiş ve insan onun cennetine başkaldırmış. Allah, başkaldır ya kulum, demiş, insanların bir kısmı başkaldırmış, onlar Allah indinde mutlu kişiler olmuşlar, bir kısmı yani çoğunluğu Allahın emrine uymamış, Allah onlara cehennemi vermiş. İnsan kendine, kendi yüreğine, kendi korkusuna başkaldırmadıkça insan soyu bundan da beter olacak, aşağılanacak, zulüm, korku iliklerine işleyecek, insanlıktan çıkacak, bir solucandan da daha mutsuz olacak. Solucanın gözü yok, kulağı, ağzı, dili yok, insanın var. İnsan soyu başkaldırmayı yemek, içmek, yaşamak, uyumak, çocuk yapmak gibi bir yaşama biçimi yapmazsa bugünden de bin beter olacak, içi boşalacak, duymayı, düşünmeyi, sevmeyi, sevişmeyi, dostluğu,arkadaşlığı, göğün, yerin, kurdun, kuşun, akarsuyun, tanyerindeki ışığın,yürekteki sıcaklığını unutacak. Allah buyurdu ki, ben sizi yarattım ki başkaldırasınız, siz beni dinlemediniz, önce kendinize, sonra başka insanlara sonra her şeye, her şeye boyun eğdiniz, ne buldunuz, ne öğrendinizse, ne yaratınızda hepsi boyun eğme üstüne oldu. Ve boyun eğdiniz, boyun eğdiniz, boyun eğmeyenleri lanetlediniz, öldürdünüz, kustunuz ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyi yemek yemek, su içmek, sevişmek gibi yaşama biçimi yaptınız. Ve de öldünüz. Ve de solucandan beter oldunuz. Daha da olacaksınız.