8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 17:08
"İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde diğerlerinin, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti." (Sayfa: 193) Roman, esasen hayatın kaçırılması üzerine derin bir alegori. Bekleme, umut, zamanın acımasız akışı, varoluşsal yalnızlık ve anlamsızlık gibi temaları işler. Kafka'nın bürokratik absürtlüğünü, Camus'nün yabancılaşmasını hatırlatır; Drogo'nun çöldeki kale, hayatın tekdüze rutinini ve büyük bir 'an'ı (kahramanlık, aşk, başarı) bekleyerek geçirilen ömrü simgeliyor. Buzzati, askeri disiplin ve alışkanlıkların insanı nasıl yavaş yavaş tükettiğini ustalıkla gösteriyor. Bu arada sanırım okuyucu da Drogo gibi o kasvetli atmosfere kapıliyoer, çıkmak istemiyor ama aynı zamanda boğuluyor. En azından öyle hissettim okurken Kitapta derin bir insanlık ve hatta gizli bir umut var: Son anda gelen 'düşman'la yüzleşme, hayatın anlamını sorgulatıyor. Okuduğumda beni en çok etkileyen, zamanın nasıl fark ettirmeden geçtiği ve ertelemelerin bedeli oldu. Eğer varoluşçu edebiyattan hoşlanıyorsanız (Kafka, Beckett gibi), mutlaka okuyun, sarsıcı, düşündürücü ve unutulmaz bir eser. İyi okumalar..
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.