Yaban romanıyla ilgili demek istedigim çok şey var özellikle romantik Anadolu köylüsü modifine taban tabana zıt bir roman bu. Bu romanı okuduğum sure zarfında bende aşırı duygular uyandırdığı ni söylemeliyim ana karakterimizin ( Ahmet Celal ) yaşadığı bütün olayları sanki kendim yaşamış gibi hissettim hemen elli km batında Türk tarihinin en önemli harbi oluyor bu savaşta kaybedilirse Türkiye diye bir yer yok gercekten son kale sen cepheden haber almaya çalışıyorsun kolun olmadığı için savaşa gidemiyorsun kimseye bir yararin yok savaş zamanı köylünün gözünde parazitin tekisin her ne kadar onları kendi kanından canından gorsende o insanlarin vatan millet gibi bir dertleri yok hepsinin tek derdi savaş bitsin Sarı Paşa yi assinlar Yunan köyünüzun dibine kadar geliyor köylü resmen Yunani karşılayacak insanlara bir şey anlatmaya çalışıyorsun ama kimse seni takmıyor ve köylü fesli deli gibi Yunan galip gelirse bütün sorunların biteceğine inanmış durumda onlara göre Sarı Paşa ve adamları padişahın emrini yerine getirmeyen birer vatan haini o sırada insanların günlük yaşamlarını da inceleme fırsatı buluyorsun hepsi incecik ya avam ya sakat karakter desen ondan da beter gücü yeten gücü yettiğini eziyor normalde senide ezeceker fakat biraz paran ve silahın olduğu için kimse cesaret edemiyor resmen öz vatanında sürgünsun Ahmet Celal karakteri benim şu ana kadar romanı okurken kendimi onun adına en çaresiz hissettiğim karakter Osmanlı'nın hiç uğramadığı topraklar da din adamları ve feodalitenin ezdigi kırsalda okumuş aydın bir bireyin bir de savaş zamanı çaresizliğini anlatan inanılmaz bir roman okuyun okutturun hayatımda irili ufaklı yüzden fazla roman okumusumdur açık ara söylüyorum fikrim degisirmi bilemem ama yaban romanı okuduğum en iyi romandir