Bir insanı olduğundan başka bir kişiye dönüştürmeye çalışmak işe yarar mı?
Şems Hikmet Bey, bir Nisan ayında yanında beş arkadaşı ile Kağıthane'ye, vakit geçirmeye giderler. Orada yanlarına gelen bir grup çingene karısı arasında gözüne Ziba adında genç ve güzel çingene kızı ilişir. Ziba'dan oldukça etkilenen Şems Hikmet Bey, onu kendine eş olarak almak ister fakat bu isteğine mani olan sebepler hemen kendini belli eder. Bir kere Ziba çingene'dir. İnsanların kendilerinden tiksindikleri ve hor gördükleri bir çingene kızını, kendisi gibi yüksek meziyetli, saygın birisi nasıl olur da sevebilirdi?
Her ne kadar bu bir engel olsa da Şems Hikmet Bey bu fikirden vazgeçmez ve Düriye Hanım adında ki komşularından, Ziba'yı terbiye etmesi için yardımcı olmasını ister. Kızın tüm masraflarını karşılayan Şems Hikmet Bey, bu olayı ailesinden saklar.
Ziba'nın Düriye Hanım'ın yanında ki eğitiminin üzerinden bir yıl geçer ve Ziba'nın çingeneliğe has hâl ve hareketleri büyükçe bir farkla düzelmiş, iyiye gitmiş olur. Zamanla ailesi, hatta abartırsak tüm İstanbul öğrenir ve Şems Hikmet Bey uzun bir süre alay konusu olur. Tüm bu alaya karşın Ziba her şeyden habersiz günlerini Düriye Hanım'ın evinde geçirmektedir.
Ailesi ilk zamanlarda bu işi yeterince dikkate almasa da Şems Hikmet Bey'in annesi, oğlunun ciddiyetini fark eder ve damadı ile bir olup oğlunu bu işten vazgeçirmeye çalışır.
Bundan sonrası spoiler içermektedir!
Hayatı boyunca validesinin bir dediğini iki etmeyen Şems Hikmet Bey, ilk kez bir sevdaya tutulup da ailesinden destek bulamayınca bir mektup yazıp kendini bahçede ki kuyuya atar. Onu gören bahçıvan, Bey'i tutup kuyudan çıkarsa da kuyuda ki kovalardan başına darbe alan Şems Hikmet Bey, beyin sarsıntısı geçirmiş ve yataklara düşmüştür. Bu durumdan çok etkilenen aile, belki çaresi olur diye Ziba'yı getirterek Şems Bey'e göstermeye karar verir. Bey'in evine gelen Ziba ise, evde ki kasvetten Bey'in öldüğünü sanır ve o da hastalanır. Durumun aslı kendisine anlatılır ve Ziba, her ne kadar Şems Hikmet Bey'in yanına gittiyse de Bey onu tanıyamaz ve kuyuya düşüşünün 24. günü, 23-24 yaşında iken vefat eder.
Şems Hikmet Bey'den geriye kalan Ziba, validesinin tek tesellisi olduğu için onu kendi kızı gibi yanında tutar. En başında sırf çingene olduğu için gelin almaya yanaşmasa da daha sonra onu evladı gibi sever. Tüm aile Ziba'nın edebine, göstermiş olduğu terbiye'ye bakıp pişmanlık duyar. Bey'in gönlünün kendisinde olduğunu öğrenen Ziba ise, madem hevesi benmişim, o zaman ben de kimseye heves etmem diyerek hiç evlenmemiş.
İnsanları görünüşleri ve hallerine göre değerlendirmemek gerekir.Kitapta da dendiği gibi; evet, ağaç yaşken eğilir. Ama günümüzde insanlar demir bir boruyu eğebilmek için de yöntemler bulmuşlardır.
Bu kitabı hediye eden Emine Mete teşekkür ederim. Kitaptan bir alıntıyla incelemeyi noktalayacağım. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
"Asalet öyle rütbeyle, servetle elde edilmez. Nice fakir, aşağı sınıftan insanlar görürsünüz ki hakikaten kibardırlar. Nice rütbeli veya zengin adamlar görürsünüz ki hakikaten alçaktırlar."
ÇingeneAhmet Mithat Efendi
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,985 okunma
Çok üzücü bir kitapmış sığ kafaların önyargılarının kurbanı olmuşlar incelemen çok güzel olmuş gülüm emeğine kalemine sağlık. Kitabı sevdim ben de okuyabilirim ilerde ☺️🤗❤️