Bugün size, okurken "Yok artık, bu 140 yıl önce mi yazılmış?" diye şok olduğum, elimden bir an olsun bırakamadığım muazzam bir eserle geldim! Ahmet Mithat Efendi'nin "Dürdane Hanım"ı, Türk edebiyatı klasikleri hakkındaki tüm önyargılarınızı yıkmaya aday.
Açıkçası başlarken hüzünlü, ağır bir aşk hikayesi okuyacağımı sanıyordum. Evet, hikaye hüzünlü bir aşkla (ve kandırılmayla) başlıyor ama sonra olaylar öyle bir yere evriliyor ki kendinizi bir anda Sherlock Holmes vari bir polisiyenin ve intikam planının ortasında buluyorsunuz!
Kitabın asıl yıldızı kesinlikle Ulviye Hanım! Dürdane, "Mergub" denen narsist ve züppe bir adamın kurbanı oluyor. Ama komşu yalıdaki Ulviye Hanım olaya bir el atıyor ki sormayın... İstanbul'un arka sokaklarında takipler, dedektiflikler... Türk edebiyatında böyle güçlü, tuttuğunu koparan ve "aksiyon alan" bir kadın karakter okumak beni mest etti.
Ahmet Mithat Efendi'nin o meşhur "okurla sohbet eden" dili o kadar samimi ki... İş Bankası Kültür Yayınları da dili günümüz Türkçesine o kadar güzel uyarlamış ki su gibi akıp gidiyor. Sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamıyorsunuz.
Olay örgüsü o kadar dinamik ki, bir sonraki sayfada ne olacağını tahmin etmek imkansız.
Eğer "Klasiklere başlamak istiyorum ama sıkılmaktan korkuyorum" diyorsanız ya da sadece güçlü bir kadın karakterin ipleri eline aldığı sürükleyici bir macera arıyorsanız, Dürdane Hanım'a bir şans verin. Ben bayıldım, bittiğinde etkisinden uzun süre çıkamadım. Kesinlikle tavsiyemdir!