Herbert George Wells – Zaman Makinesi (Spoiler içerir!) Zaman Makinesi
Betimleme, betimleme, betimleme… Gerçekten kitabı okurken çok zorlandım. Olayı özetlemem gerekirse: Zaman makinesini bulan bir bilim insanının zamanda yolculuk edip döndükten sonra çevresindekilere başından geçenleri anlatması ve sonunda da bunu kanıtlamak için tekrar makineyi kullanıp geri dönmemesi konu ediliyor. Hikâyesinde 802.701 yılına gittiğinden bahsediyor ve makinesini ondan gizleyen varlıklarla mücadelesini anlatıyor.
Ayrıca gelecekte, bence kitabın en vurucu kısmı olan bir yanılgıyla karşılaşıyor. Binlerce yıl sonra insanlığın özellikle teknolojik olarak ileri gideceğini umsa da aksine, insanlığın yok olduğunu, dönüştüğünü ve ilkel hâle geldiğini görüyor. Bunun yanında, kitabın başlarında karşılaştığı sevimli topluluktan bahsederken bir çeşit cinsiyetsizleşme algısı oluşturuyor; kadın ve erkeğin toplumdaki rollerinin zamanla eşitlendiği ve bu ayrımın yitirildiği hakkında çıkarımlarda bulunuyor.
Yazar bir çılgınlık yapıp yüz binlerce yıl sonrasını hayal etmeye çalışmış. Başta, maddenin dördüncü boyutu olan zaman kavramından yola çıkmış olması bende daha somut teoremlerle gerçeklik hissi uyandıracağı beklentisini oluşturmuştu; ancak okuyucuyu bunaltan uzun betimlemelerle dolu, hayal ürünü bir hikâye ortaya koymaktan öteye geçememiş.