Gönderi

sınırlar!
7/10
·321 syf.··
2026 2. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 21:47
Kitabı okuma nedenim, yakın zamanda manipülasyon üzerine okuma yaparken bunun nedeninin sınırları koruma noktasındaki eksikliğime vermemdi. Geçen yıllarda "Bütünüyle İnsan Olmak" kitabını okumuştum. Sanırım sınırlar ile ilgili en büyük aydınlanmam o zaman oldu. Kitapta şöyle geçer: Öfkelenmemizin nedeni sınırlarımızın aşılmasıdır. Bunu duymak sanırım beni rahatlattı. Öfkemin temelinin sınırlara saygı duymayan insanlardan kaynaklı olduğunu anlamış oldum. Üzerine düşününce ülkece ciddi anlamda öfkemiz olduğunu düşünüyorum. Bu durumdan birçok kişinin muzdarip olduğuna şahit oldum. Millet olarak pek sınırlara dikkat etmiyoruz. Herkese, her şeye karışma hakkını kendimizde buluyoruz naçizane. Bir süredir sınırlarım üzerine düşünüyor ve araştırmalar yapıp gözlemlerde bulunuyorum. Bu kitabı da sınır çizmede kararlılığımı sürdürmemi sağlamada kolaylık olsun diye de biraz okumak istedim. Kitap büyük çerçevede anlatmış sınırları. Okurken notlar alınabilir, içinde çeşitli örnek vakalar da var. Fakat bana çok hitap etmedi, sevemedim. Hatta sonlara doğru biraz da bitirmek için kendimi zorladım. Okurken bazı kısımlar haricinde bildiğim şeyleri duymak sanırım beni sıktı. Ayrıca psikolog çok fazla dini öğreti temelinde anlatmış. Sanırım beni en çok da bu sıktı. Bu tarz kitapları okurken daha araştırmaya dayandırma ve kaynaklandırma bekliyorum. Sınırın ne olduğunu bilmeyen, hayatında sınır koymakta zorluk yaşayan kişiler okuyabilir. İçerisinde çocuklar, eş, aile, kişinin kendisi, iş vb. her türlü sınır çizme noktası detaylandırılmış. İhtiyaç duyulan kısımlarda bu noktada kılavuz olarak kullanılabilir nitelikte diye düşünüyorum. Üç bölümden oluşuyor: Sınırlar nedir, sınırlarla ilgili çelişkiler, sağlıklı sınırlar nasıl geliştirilebilir? Sınırlarla ilgili şu düşüncelerimi de aktarmak istiyorum: İnsan daha anne rahmine düşer düşmez onun adına kararlar veriliyor. İsmine, dinine, kültürüne vb. Daha ilk orada aşılıyor sınırlar. Bunun doğanın getirdiği kanuna yoruyorum ama sanırım insanlar olarak bundan yola çıkarak birbirimizin alanını aşmaya başlıyoruz. Sınırların da ilk adımı ailede başlıyor. Maalesef birçok çocuk sınır koyma bilincini küçük yaşlardan itibaren edinemiyor. Ne koymayı ne de korumayı bilmiyoruz. Öğretilmedi çünkü. Ama öğrenilebilir. Biraz zor olsa da bu kişisel sorumluluk alınabilir. Sınırlarımız, bizi koruyan mülkiyet alanımızdır. Bize özeldir. İletişimde dahi insanların özel mesafesi vardır, o kişiye yirmi cm kadar yaklaşmak özel alanına girmek demektir. Bizler sınır koyduğumuz zaman yadırganır, kabul görmez hatta çok zaman da dışlanırız. Ama burada dikkat etmemiz gereken kararlılık. Bunu yaparken hem kendimizi hem de karşı tarafı koruduğumuzu bilmek. Buna ilk olarak "Hayır" demekle başlamalıyız. Çevremizde çok insan hayır demekte güçlük çekiyor. Çünkü kaybetme, dışlanma ve yargılanma korkusu var. Sınır koymayı bilmeyen, hayır diyemeyen insanları kendileri için değil, başkaları için yaşadıklarını düşünüyorum naçizane. Hayır demeyi, sınırlarıma büyük ölçüde sahip çıkmayı öğrendiğimden beri kuş gibi hafifledim. İnsanlara ne dersek diyelim, onlar için ne yaparsak yapalım illa ki eleştirilen bir yanımızı bulacaklardır. Bunu yapan insanlar için eleştirme aracı olmaktan başka bir işlev görmeyiz. O yüzden bu insanlardan kurtulmuş varsayarak kendi hayatımıza devam edebiliriz. Çünkü biz kendimizden sorumluyuz. Canım Schopenhauer’un şu sözle bitirmek istiyorum: “Doğumundan beş dakika sonra adını, milletini, dinini ve mezhebini seçmiş olursun ve hayatının geri kalanını, aslında seçmediğin şeyler için harcarsın.” Kitapla, sağlıklı sınır koyabilenlerle, kendinizle kalın!
SınırlarHenry Cloud · Sistem Yayıncılık · 20084,338 okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.