Distopik bir eser olan Dava, bankada çalışan Josef K.’nın bir sabah hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanmasıyla başlar. Josef K. serbesttir; işine gider, günlük yaşamına devam eder, ancak hakkında açılmış bir dava vardır ve suçunun ne olduğunu kimse söylemez. Karşılaştığı mahkeme sistemi karmaşık, kapalı ve anlaşılmazdır. Josef K., davasını öğrenmek ve aklanmak için çeşitli kişilerle görüşür: avukatlar, mahkeme görevlileri, ressam Titorelli ve farklı bürokratik figürler. Ancak bu kişiler ona net bir yol göstermez; aksine, sistemin ne kadar ulaşılamaz ve umutsuz olduğunu hissettirir. Mahkeme süreçleri mantıksızdır, kararlar belirsizdir ve birey kendini savunamaz. Zamanla Josef K. suçsuzluğunu kanıtlama çabasından çok, davanın yarattığı baskı ve suçluluk duygusuyla ezilir. Romanın sonunda, bir yıl sonra, iki görevli tarafından şehir dışına götürülür ve hiçbir açıklama yapılmadan idam edilir. Josef K. ölürken bile neden suçlu bulunduğunu öğrenemez. Adalet her zaman adil değildir.Güç ve bürokrasi, bireyin hakkını aramasını engelleyebilir. Sorgulanmayan otorite insanı ezer. Körü körüne kabul edilen sistemler bireyi suçlu hissettirebilir. Suçluluk duygusu bazen dışarıdan değil, içeriden gelir. İnsan, neyle suçlandığını bilmeden bile kendini suçlu hissedebilir. Birey sistem karşısında yalnızdır. Destek arayan Josef K., her seferinde daha fazla çıkmaza sürüklenir. İnsanın düşüncelerini zorlayan bir eser fakat günümüz de de bunları hala yaşamıyor muyuz?