Bir kitabı okuyunca o kitaptaki karakterle özdeşleşiyorsun ,sahipleniyorsun onu, tıpkı gerçek hayatta çok sevdiğin biri gibi.
Güzel bitsin istiyorsun hikayesi ama gerçek hayatta olduğu gibi oradada hayatın gerçekleri var. Martin seni okurken o kadar çok yaşanmışlıklar su yüzüne çıktı ki belki de o yüzden çok benimsedim seni asla yakıştıramadım sonu sana.
Eve dediğin gibi:" Hayat güzel değildi; tatsızdı, acıydı. En vahimi de buydu."
Tam herşeyi başarmış'ken bu yılmışlık neden?
Hayat gayaseni başaramayan biri için olabilirdi söylediklerin senin için değildi.
İncelememe küçük bir sitemle başlamak istedim. Kitabın etkisinden çıkamadım çünkü.
Romanın kahramanı Martin Eden, işçi sınıfından gelen, eğitimsiz ama hırslı bir gençtir. Bir gün burjuva bir aileden Ruth Morse ile tanışır ve ona aşık olur. Ruth’un dünyasında yer alabilmek için Martin:
Kitap okumaya başlar,
Kendi kendini eğitir,
Yazarlık tutkusunu keşfeder,
Ruhunu ortaya koyarak yazı yazar.
Bu çaba onu yazar olmaya götürür ama başarılar getirdikçe Martin, beklediği tatmini ve mutluluğu bulamaz. Ulaştığı sosyal statü onu diğer insanlardan uzaklaştırır ve nihayetinde derin bir hayal kırıklığı yaşar.
Kitabın içinde kendinize pek çok ders çıkaracağınızdan eminim .
Şimdiden iyi okumalar dilerim. Martin Eden