Çoğu roman kahramanı dünyayı değiştirmeye çalışır. Mevlut ise sadece dünyada tutunmaya çalışıyor. bu kitapta bizi İstanbul’un sadece sokaklarında değil bir seyyar satıcının zihninin dehlizlerinde gezdiriyor.Mevlutün hikayesi aslında hepimizin hikayesi. Niyetimiz ile kısmetimiz arasındaki o uçurum. Kitabı okurken şunu fark ettim. Mevlüt’ün kafasındaki tuhaflık aslında bir delilik değil hızla değişen betonlaşan ve gürültüleşen bir dünyaya karşı korumaya çalıştığı o saf çocukluk kalıntısı. Herkes zenginleşmenin gücün ve modernleşmenin peşinden koşarken Mevlut gece yarısı sokaklarda Boozaaa diye bağırarak aslında geçmişin kokusunu ve şehrin ruhunu ayakta tutuyor.