Kitap osmanlı tarihinin en görkemli ve en karanlık dehlizlerine davet ediyor. Bir yanda günümüz İstanbulunda işlenen gizemli bir cinayetdiğer yanda 500 yıl öncesinden gelen bir yankı.Fatih Sultan Mehmet gerçekten nasıl öldü?
Kitabı okurken şunu fark ettimiktidar hırsı ve devletin bekası düşüncesi yüzyıllar geçsede insanın içindeki o karanlık odayı hiç değiştirmiyor. Başkomiser Nevzat’ın insancıl adaleti ile tarihin acımasız gerçekleri arasındaki o ince çizgide yürümek nefes kesiciydi. Şahane bir tarih profesörü olan Nüzhet Hanım ve tutkulu karakterlerin arasında gezinirken aslında her birinin kendi içindeki sultanı öldürmeye çalıştığını hissediyorsunuz.
Benim için bu kitabın en özgün tarafı Fatih gibi devasa bir figürü sadece bir padişah olarak değil korkuları yalnızlığı ve baba-oğul çatışmalarıyla bir insan
olarak resmetmesi. Geçmiş ile günümüz arasındaki o köprü bir polisiye kurgusundan çok daha fazlası adeta bir vicdan muhasebesi.