Eğer bu kitabı sadece ergenlik sancıları çeken bir gencin hikayesi olarak okursanız Holden’ın o kederli ve samimi ruhunu ıskalamış olursunuz. Çavdar Tarlasında Çocuklar aslında büyümeye kirlenmeye ve yetişkinlerin o maskeli sahte dünyasına teslim olmaya karş verilmiş nafile bir direnişin hikayesdir.
Holden Caulfield’ı okurken şunu hissettim. O sadece okuldan atılmış bir serseri değil o, insanların birbirine yalan söylemediği kimsenin rol yapmadığı bir dünyanın özlemini çeken bir hayalperest. O meşhur hayali yani çavdar tarlasında koşan çocukların uçurumdan düşmesini engelleyen o koruyucu olma arzusu aslında kendi masumiyetini koruma isteğinin bir yansıması. Benim için bu kitabın en özgün yanı Salinger'ın o filtresiz dili. Holden bize dünyayı olduğu gibi tüm çiğliği ve hüzünlü detaylarıyla anlatıyor. Kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan sadece bir New York macerası değil içinizdeki o hiç büyümek istemeyen çocuğun hıçkırığı oluyor.