Gönderi

8/10
·130 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 00:00
Ben kitabı Prof. Landsberger’in çevirisi üzerinden hazırlayan Dorlion yayınlarından okudum ve beğendim öncelikle. Gılgamış Destanı bildiğimiz en eski metin ve mitlerden oluşuyor. İnsanın anlam arayışına tarihte insanlar 2 yolla cevap bulmuşlar: vahiy ve myth. Mit, anlam arayışına insanın verdiği cevap. Mitleri vahiyle karıştırmamalıyız. Kitapta nuh tufanı anlatılıyor ama nuh tufanı burada anlatıldığında mitken, Kuran’da anlatıldığında vahiydir. İkisi aynı şey sayılmaz. Metin olarak gelişim safhaları var. İlk yazması olan Sümerce yazması İsa’dan önce 2000 yıllarına aitken kitabı oluşturan en son yazması İsa’dan önce 1250 yıllarına ait. Yani en az 750 yıl boyunca yazılmış bir metin ve ilk hâli sümer yazması olsa da Gılgamış destanı Babillilerin milli destanı. Kendinden önceki medeniyetlerin hiçbirinin ulaşamadığı ayarda bir destan yapmış Babilliler çünkü. Çevirmen, Babillilerin bu istisnai sanat kudretini gösterebilmeleri, Sümerlerden kendilerine geçirdikleri fikri verimli bir şekilde kullanabilmiş olmalarındandır, diyor. Sümer hayali muazzam mitolojik şekiller yaratsa da bunları işleyip sahicileştirmek Babillere kalmış. Bu yüzden benim okuduğum Akadca’nın çevirisi. 12. tablette sümerce hâlinin çevirisini yapmışlar ve insan onu okuyunca gerçekten Sümerler’in Gılgamış hakkındaki düşüncelerinin farklılığını görüyor. Mit böyle bir şey işte :) insani hayatın bütün yorgunluk ve zorluklarından doğan, hayatın değerleri hakkında cevap vermek için yazılmış. Destanda birçok konu var. Özerklik, dostluk, güç, kahramanlık, hiddet, kader.. ama beni en çok etkileyen ölüm korkusu oldu. Engidu’nun ölümünden sonra Gılgamış çok yoğun bir ölüm korkusu hissediyor ve çağların ötesinden onun o korkusunu hissetmek bana çok garip hissettirdi. “O, vahşi hayvanları avlayıp postlarını giyiyor ve etlerini yiyor. Gılgamış ne zaman, şimdiye kadar hiç kimsenin varamadığı hedefe varacaktır? Ne zaman uygun rüzgarları takip edecektir? Şamaş üzgün olarak ona dönüp Gılgamış’a dedi: -Gılgamış nereye koşuyorsun? Sen aradığın hayatı bulamayacaksın!” Not: engidu başta hayvanlarla konuşabiliyorken kadınla konuştuktan sonra hayvanlar artık onunla konuşmuyor. Bu hem medeniyete geçişteki adımın kadın olduğunu gösteriyormuş hem de sanki hristiyanlar’ın adem’in cennetten havva yüzünden kovulduğu düşüncelerine benziyor Not 2: yılan deri değiştiren bir canlı olduğu için süreğen deniyor, çoğu zaman ölümsüzlüğü temsil ediyor. burda da ölümsüzlük iksirini o yüzden önce yılan içiyor
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.