9/10
·430 syf.··
2024 35. kitabı
Bu kitap Nietzsche’yi anlatmıyor, insanın kendiyle olan kavgasını anlatıyor. Ve ister istemez insan, o kavganın tam ortasında buluyor kendini. Irvin D. Yalom, felsefe ile psikolojiyi ustaca iç içe geçirirken, acının yalnızca kaçılması gereken bir şey olmadığını, aksine insanı derinleştiren bir öğretmen olabileceğini gösteriyor. Nietzsche’nin yalnızlığı, düşüncelerinin ağırlığı ve hayata karşı mesafesi; Breuer’in düzenli, “doğru” ama ruhen eksik hayatıyla çarpışıyor. Bu çarpışma boyunca iyileşen tarafın kim olduğu sürekli yer değiştiriyor. Kitap bana şunu düşündürdü: İnsan bazen hasta değildir, sadece kendine yabancıdır. Nietzsche’nin acısı bir zayıflık değil, onun dünyayı fazlasıyla derinden algılayabilmesinin bir sonucuydu. Breuer ise her şeye sahipken içsel bir boşlukla yaşıyordu. Bu da bana, dış koşulların değil, içsel dürüstlüğün insanı özgürleştirdiğini hissettirdi. En çok etkilendiğim nokta, insanın kaderinden kaçamayacağı ama ona bakışını değiştirebileceği fikriydi. Acıyı yok etmeye çalışmak yerine, onunla anlam kurmak… Belki de gerçek güç tam olarak burada başlıyor. Nietzsche Ağladığında, bana rahatlatıcı cevaplar vermedi. Ama doğru soruları bıraktı. Ve bazı kitaplar tam olarak bunu yaptığı için değerlidir.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.