Akıl hastalarıyla ilgili kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu kitabı da uzun zamandır okumayı planlıyordum ki okuma grubumuz MÜTALAA nin aralık ayı kitabı olarak belirlenmesi sıralamada biraz daha öne almama sebep oldu.
Öncelikle bu bir biyografi kitabı. Yazar kendisi şizofreni tedavisi görmüş ve konu hakkında geniş araştırmalarda bulunmuş birisi. Aynı zamanda gönüllü acil tıp görevlisi. Kendi ismini gizleyerek takma isimlerle kitaplar yazmakta.
Kitaptaki Dr. Freid ise gerçek bir karakter. Kendi doktorunu hikayeleştirmiş.
Kahramanımız Deborah baskıcı bir aileden gelen ve sosyalleşmekte zorlanan bir genç kız. Bunun sonucunda iç dünyasında kendi dili ve adetleri olan bir dünya kuruyor. Ona ait bir dünya. Bu dünya onu akıl hastanesine kadar götürüyor.
Akıl hastanesinde yıllar geçirirken birçok hastayla tanışıyoruz. Fakat bu hastaların Deborah’ın hayatına daha fazla dokunmasını beklerdim.
Fazla spoiler vermeden kitap hakkındaki düşünceme geliyorum. Ben bir kitabı okuduktan sonra beğenip beğenmediğimin teşhisini koymak için onu tekrar okur muyum diye kendime sorarım. Çok merakla okumaya başladığım bu kitabı sanıyorum ki bir daha okumam. Özellikle ilk 200 sayfada konu neredeyse hiç ilerlemiyor. Kişisel görüşüm biraz daha kısa ve akıcı bir dille yazılsaydı çok daha güzel olurdu.