Gönderi

8/10
·158 syf.··
2026 2. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 22:54
*!Spoiler İçerir!* Benim için gerçekten etkileyici olduğunu düşündüğüm bir okuma oldu. Bir doktor adayı olarak, bu kadar realist bir şekilde yazılmış bir kitapla karşılaşmayı pek beklemiyordum sanırım. Muhtemelen 2 yıl sonra yaşayacağım şeyler bundan çok da farklı olmayacak. Türkiye’nin ücra bir köyünde -bu kadar zor şartlarda olmayacak olsam da- tek başıma hekimlik yapmam gerekecek bazı günler belki de. Ve inanın ki tıp fakültesi sizi teorik olarak oraya hazırlasa da, o anki psikolojiye hazırlayabileceğini çok söyleyemeyeceğim. Bu kitaptan da okuduğum üzere bu bambaşka bir ülkede, bambaşka bir zamanda da olsa aynı şeyleri hissediyoruz. Benim için ilerisi için bir önizleme gibi oldu ve daha önce okusam kendimi bu kadar özdeşleştiremeyebilirdim kitapla o sebepten şuana bıraktığım için çok mutluyum. Kitabı okurken yazarın tam olarak nelerden bahsettiğini anladığım bir evredeyim. Kitabın özellikle başlarını daha çok beğendim daha güzel hikayeler vardı bence. Bu arada kitaptaki hikaye sırası şu şekilde: 1.Horozlu Havlu 2.Tipi 3.Çelik Soluk Borusu 4.Zifiri Mısır Karanlığı 5.Ters Vaftiz 6.Kayıp Göz 7.Yıldız Döküntü 8.Morfin 9.Ben Birini Öldürdüm Bu hikayelerin hepsinin birer ana fikri vardı ve hepsinden bir takım çıkarımlar yaptığımı düşünüyorum. Hepsinin sadece başlıkları bile bana bir şeyler hatırlatıyor. Ve o kadar tanıdık şeyler ki… Mesela “Kayıp Göz” hikayesinde önceki gün doktor bir hastayı tak diye çözümlüyor ve diyor ki ben artık her hastalığı biliyorum, artık beni şaşırtacak bir hastalık çıkamaz önüme. Ama ertesi gün öyle bir hasta geliyor ki hayatında daha önce hiç görmediği şekilde bir hasta ve adam ne yapacağını bilemiyor. Sorun çözüldükten sonra da ‘bir daha asla her şeyi biliyorum demeyeceğim’ diyor. Tıp fakültesinde daha doktor olmadan bile önce belki de iki üç güne bir yaşadığımız bir durum. Tam hangi hikayede olduğuna emin olamıyorum muhtemelen 2-3 hikayede geçiyor ama mesela doktorun özellikle ilk başladığında ‘ters doğum gelirse ne yapacağım’ ya da ‘boğulmuş fıtık gelirse ben nasıl çözeceğim’ gibi uykularını kaçıran düşünceler ben de dahil her tıp öğrencisinin daha meslek hayatımıza atılmadan bize hayatı zehir ettiren düşüncelerdir diye düşünüyorum. Ve sonra hasta başına geçmek zorunda kaldığımızda bütün cesaretimizle elimizden geleni yapıyoruz, çünkü sanırım doktorluk böyle bir şey. Ya da ilerde böyle olmasını ümit ediyorum. İlk hikayeleri okumaktan daha çok zevk aldım. Bir doktorun morfin bağımlısına dönüşmesini anlatan “morfin” hikayesi de gerçekten güzeldi psikiyatrik bir vaka okur gibi okudum, diğer hikayelerden biraz farklıydı. Son hikaye çok hoşuma gitmedi ama savaş zamanında geçen bir hikayeydi bu tarz öyküleri okumaktan pek hoşlanmam, bana hitap etmiyor. Genel olarak çok heyecanla okuduğum, elimden bırakmak istemediğim bir kitaptı. Herkese okumasını öneriyorum ama özellikle tıp öğrencisiyseniz ya da sağlıkçıysanız bence mutlaka okumalısınız. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Herkese iyi okumalar.
İnceleme
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
·
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.