Yazar kitabın sayfalarının birinde "Babamın ölümüyle tek bir dünyanın değil, birkaç dünyanın yok olduğunu biliyorum." diye satırlarını devam ettirmiş. Belkide en çok kıskandığım şey bu satırların anlamı oldu. Babasının var olduğu dünyaları yani yaşayıp nefes aldığı anları, adım attığı sahiplendiği toprakları, babasının dostlarını tanıma fırsatı bulduğu anları, babasının sevdiklerini görüp onlarla kucaklaşma fırsatının ellerine verildiği zamanları çok kıskandım. Birlikte geçirdikleri onca anının zihninde bu şekilde güzelce yer edinmesini, babasının onun başarılarına da başarısızlıklarına da tanık olmasını, kızının dedesinin nezdinde nasıl bir yere sahip olduğunu görmesi vs vs... Tüm bunlar benim açımdan çok kıskanılası şeyler. Birlikte zorlu da olsa bir ömür geçirip anılar biriktirip zamanı geldiğinde birini yolcu etmeye hazırlanmak da bir lütuf. Birini aniden zamansız bir şekilde (her ölüm zamansızdır) kaybetmek mi daha zor yoksa bir süreç içinde hastalıkla mücadele etmesini görüp onun acılarına derman olamamanın verdiği sancılarla onu uğurlamak mı daha çetin bir sınav bilemiyorum tabi. Her ne olursa olsun bütün babalar vakitli ya da vakitsiz ölüyor ve bizler yaşımız kaç olursa olsun babalarımızın ölümünün ardından seneler geçmiş olsa bile hala ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Bahçıvan ve ÖlümfilissGeorgi Gospodinov