Gönderi

Puan vermedi·319 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı okurken sayfaların arasında değil, o eski motosikletin yan sepetinde, rüzgarı yüzümde hissederek yolculuk ettim. Benim için bu hikaye, sadece otizm üzerine yazılmış bir metin değil; "mükemmel evlat" hayalinden vazgeçip, "olduğu gibi sevilen evlada" yürüyen bir babanın kutsal isyanıydı. Bir Babanın "Kusurlu" Ama Devleşen Sevgisi Genelde edebiyatta babalar sarsılmaz birer kale gibi çizilir. Ama bu kitapta Franco’nun çaresizliğini, yorgunluğunu ve hatta bazen "Neden biz?" diye haykıran o insani öfkesini görüyorsunuz. Bu dürüstlük beni çok etkiledi. Franco, bir kahramanlık taslamıyor; aksine, Andrea’nın dünyasına girebilmek için kendi dünyasını yıkıyor. Bir babanın, oğlunun elini tutamadığında rüzgarı ona dost etmeye çalışması, sevginin en yaratıcı halidir herhalde. Toplum bize hep konuşmayı, açıklamayı, tanımlamayı dayatır. Oysa Andrea konuşmuyor, sadece sarılıyor. Bizim "hastalık" ya da "eksiklik" dediğimiz şeye Andrea, kendi saflığıyla bir cevap veriyor. Kitabı okurken şunu düşündüm: Acaba hangimiz daha çok tutsağız? Kelimelerin yalanlarına sığınan bizler mi, yoksa sadece hissettiği için sarılan Andrea mı? Amerika kıtasını boydan boya geçmek, aslında Franco’nun kendi içindeki suçluluk duygusundan ve toplumun yargılayıcı bakışlarından kaçışıdır. Motosikletin gürültüsü, insanların acıyan fısıltılarını bastırıyor. Yol uzadıkça, Andrea’nın otizmi bir "sorun" olmaktan çıkıp yolun bir parçası, bir karakteri haline geliyor. Kitap bittiğinde şunu fark ediyorsunuz: Yol bitiyor ama o sarılma hissi sonsuza dek sizinle kalıyor. Eğer bir gün kendinizi anlaşılmamış hissederseniz ya da hayatın yükü omuzlarınıza fazla gelirse bu kitabı açın. Franco’nun Andrea’ya baktığı o pencereden dünyaya bir kez bakın. O zaman göreceksiniz ki; bazen en büyük iyileşme, bir sorunu çözmekte değil, o sorunun içinde el ele yürümeyi kabul etmektedir.
Edebiyat & Roman
Sana Sarılırsam KorkmaFulvio Ervas · Pegasus Yayınları · 2014108 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.