·132 syf.····Okunma: 10 Ocak 2026 15:37 Son zamanlarda beni distopik kurguya doyuran bir yazar oldu Arjantinli Agustina Bazterrica. Leziz Kadavralar kitabıyla bizi ters yüz etmişti. Bu kitabını da yıl içinde okumak üzere hemen almıştım. Nilgün’ün yazdıklarından sonra bekletmeden okumak istedim.
Afetlerin, savaşların sonrasında her şeyin durma noktasına geldiği bir dünya zamanında geçiyor hikaye. Yapay zekanın hükmü ardından yaşanan büyük bir elektrik kesintisi ile hayat çöküyor, hayatta kalma içgüdüsüyle bir kaos yaşanıyor. Tüm bunların ortasında bir manastır. Yalnızca kadınların kabul edildiği, bir baş rahibe liderliğinde katı bir hiyerarşinin hüküm sürdüğü, kadınların isminin olmadığı sınıflara ayrıldığı, bedensel cezalarla bedel ödedikleri bir oluşum. Görevleri -O’ya-itaat ve hizmet. Buraya sığınan kadınlardan birinin birileri okur umuduyla bazen kendi kanını kullanarak gizli gizli yazdığı günlüğünden hikayeyi okuyoruz. Onun bu baskıcı rejimde hayatta kalışı, kendini keşfedişi, direnişi okuru sarsan kısmı oluyor.
Okurken yine beni rahatsız eden ama elimden bırakamadığım bir Bazterrica kitabı daha oldu. İki kitabını karşılaştırdığımda diğer okurlarla benim de görüşüm aynı, Leziz Kadavralar’dan yana. Ama Değersizler de bu türü sevenleri mutlu edecek başarılı bir distopik kurgu kesinlikle.
Geçtiğimiz günlerde izledim bu filmi. 2025, Hollanda yapımı. Alplerde bir evde her yıl beraber tatil yapan iki ailenin kızlarının başına gelen kazayla gerilen ilişkilerini konu alıyor. Film yavaş aksa da konusu çok etkileyici, sizi sonsuz bir ikilem içerisinde bırakıyor. Tüm ağırlığıyla üzerinize çöküyor.