Gümüş Yürek serisi bitti. Bunu kabul etmekte çok zorlanıyorum. Boşluğa düştüm ve boşlukta Eira'nın Nos'u araması gibi bende hâlâ boşlukta bu serinin devamını arıyorum. Bulamayacağımı biliyorum ama arıyorum işte. Yazın ortasında kar yağmasını beklemek gibi bir şey bu. Ama her yolculuk gibi bunun da bitmesi gerekiyordu ve bitti. Kitabın adı bile "Yolun Son Şarkısı". Yolun son şarkısını dinledik ve dinlerken kaybolduk, yaralandık, yorulduk, düştük ama yine de kalkıp yürümeye devam ettik. Kitabı okurken onlarca kez deja vu yaşadım. 3. kitabı okurken, 1. ve 2. kitaplardan parçalar görmek bazen gözlerimi doldursa da çok güzel hissettirdi. Ayrıca ben bu evrene dair okuyacağımız birçok hikâye olduğunu düşünüyorum. Bu yolun şarkısı bitse de bence bu evrenin şarkısı bitmedi.
Konusundan bahsetmeden önce sadece bu kitabı saat akşam 10'dan sabah 5.30’a kadar aralıksız okuduğumu belirtmek isterim. Şimdi kitabın konusunu ve diğer önemli unsurlar hakkında düşüncelerimi paylaşacağım.
(serinin 1 ve 2. kitabına yaptığım incelemeler→#289671276#289675211)
Konusu;
Eira ve Marlo, Korsan Kraliçe ve Hırsız Kral ile yaptığı anlaşmaya uyacaktı. Eira, Hırsız Kral'ın ekibinin bir parçası olacaktı.
Verimsiz topraklardan bataklıklara, gürültülü limanlardan karlı ve ıssız dağlara uzanan yol bir kez daha onu çağıracaktı. Bu yolda geçmişten çıkıp gelen yüzlerle ve nice tehlikeyle karşılaşacaktı.
Eira, yolun son şarkısını dinleyecek ve bu şarkının onu ve büyülü fey dünyasını değiştirmesine izin verecekti.
Not: Normalde inceleme yaparken kitapların konularını, kitabın sırtında yazan yazıdan bağımsız bir şekilde ve kendi kelimelerimle yazardım. Ama bu kitabı nedense kendi kelimelerimle anlatamadım ve bu kitabı en iyi anlatacak kişinin bu kitabın yazarının D. N. ArcheronDamla N. Archeron olduğuna karar vererek, konusu kısmına kitabın arkasında yazan ile neredeyse aynı şeyleri yazdım.
Yazım dili hakkında;
Yazar, yazım dili konusunda kendini o kadar geliştirmiş ki... Resmi olarak ilk kitabı olan Gümüş Yürek 1'in yazım dili de çok başarılıydı ama bu kitabın yazım dili çok daha başarılı, etkileyici ve büyüleyiciydi. Bazı betimlemelerin güzelliğinden dolayı ağzım açık kaldı. Hatta tüm betimlemelerin güzelliğinden dolayı. Ben bu yazarın betimlemeyi hiç sevmeyen birine bile betimlemeyi çok sevdireceğini düşünüyorum. Kalemi harika, büyüleyici, sanatsal ve düşündürücü. Bazı cümlelerden dolayı boş duvara bakıp düşündüm. Birkaç alıntı okuyunca sizin de bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Kitapta çok fazla betimleme ve iç ses olmasına rağmen çok akıcıydı. Öyle bir kitaptı ki hem sürükleyici hem de düşündürücü.
Not: Kitabı 28 günde bitirmemin sebebi, ilk 100 sayfayı okuduktan sonra sınav haftamın başlaması ve aynı anda 5-6 kitabı okumaya devam etmem. Normalde 8-10 günde bitirebileceğim bir kitap. 200. sayfaya geldikten sonra kitabı bitirmem sadece birkaç gün sürdü.
Hikâye hakkında;
Bu seri başından beri çok özgün, ilgi çekici ve farklı bir hikâyeydi. Öyle bir hikâye ki hem aksiyonlu hem de durgun, hem bir savaş hem de bir yolculuk hikâyesi, hem hüzünlü hem de keyifli, hem heyecanlı hem de huzurlu bir hikâye.
Karakterler hakkında;
Yazar, karakterleri tanımak ve anlamak konusunda çok iyi. Hangi karakterin hangi durumda nasıl davranacağını, nasıl tepki vereceğini çok iyi biliyor. Bu da karakterleri çok gerçekçi kılıyor. Karakterler öyle gerçekçi hissettiriyor ki bazen kitabı karakterlerin yanında, çirkin ama sıcak bir çay eşliğinde, onlarla tarçınlı rulo yerken okuyormuşum gibi hissediyorum. Ayrıca karakter gelişimini iliklerime kadar hissettim. Karakterler gerçekten çok iyi yazılmıştı.
Hissettiklerim hakkında;
O kadar farklı hissettirdi ki bu kitap. Nasıl anlatacağımı bile pek bilmiyorum.
Bazen Martes'in mürettebatından biri gibi, bazen bir bataklık cadısı gibi, bazen de Eira'nın bir diğer arkadaşı gibi hissettim. Bazen hüzünlü, bazen sevinçli, bazen huzurlu, bazen tedirgin, bazen öfkeli, bazen sakin hissettim. Kitaptaki tüm duyguları dibine kadar hissettim. Kitabı yatağımda değilde Veylinton'un tekinsiz sokaklarında yürüyorken okuyormuş gibi hissettiğim anlar oldu. Marlo, Zaina, Nos, Eira, Bast, Maça, Dragomir ve Sera'nın etrafında toplandığı bir ateşin yanında okuyormuş gibi hissettim. Bir sahne ne kadar üzücü olursa olsun her satırı keyifle okudum. Bu kitabın ve serinin bana hissettirdikleri çok özel ve değerli, her zaman yeri bir başka olacak.
Kimlere tavsiye ederim?;
Serinin birinci ve ikinci kitabını sevseniz de sevmeseniz de bu kitabı seveceğinizi düşünüyorum. Yaş olarak ise kana karşı aşırı hassas olmayan her yaştan kişi okuyabilir bence. Herkese öneriyorum, okuyun, okutturun.
Yazar hakkında;Damla N. Archeron gerçekten sanatın vücut bulmuş hâli. Eğer sanat bir insan olsaydı o insan bu kadın olurdu. Çok sanatsal bir ruhu ve gümüş bir yüreği olduğunu düşünüyorum. Videoları, kitapları ve kendisi beni her zaman kendine hayran bırakır. Daha önce ki incelemelerimde de kendisini ne kadar sevdiğimi, ne kadar hayranı olduğumu ve sonsuz saygı duyduğumu söylemiştim. Ama bunun incelemelerime yansımadığını belirtmek isterim, sırf birini seviyorum diye kitabını övecek değilim.
Yazara teşekkür ediyorum. Çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu kitabı bizlere, fellowship'e, ithaf ettiği için, huzurlu ve motive edici videoları için, güzel hikâyeleri sanatsal ve büyüleyici kalemiyle bize anlattığı için, bizle yol arkadaşı olduğu için teşekkür ediyorum. Çok değerlisin ve özelsin benim ve birçok kişi için. Unutma, her zaman çalışmak zorunda değilsin. Yolun seni seviyor ve yol seni bekler, fellowship seni bekler, ben her zaman seni beklerim. Yeter ki sen iyi ve mutlu ol. Videolar, yeni kurgu ve diğer işler bekleyebilir, önemi yok onların, önemli olan senin sağlığın ve mutluluğun. Her şey için teşekkürler. Sevildiğini ve çok değerli olduğunu unutma Damla Nur Archeron. Kendinle gurur duy. Yolunu sev. Ben yolunun seni sevdiğine eminim. Yol senden yana olsun, güzel hikâye anlatıcısı. Başka sayfalarda, başka bir hikâyede görüşmek üzere...<3