·418 syf.····Okunma: 12 Ocak 2026 23:55 Basit ama akıcı bir kurguyla yazılmış, atıştırmalık dizi tadında bir Ahmet Ümit romanı... Polisiye tarzında fakat bir polisiye romandan beklenen nesnellik ve ciddilikten uzak buldum. Başkomiser rolündeki ana kahramanımız çoğu zaman romantik, muhalif, hümanist vb. özelliklerini sergilediği için sizi bir polisiye roman gibi gerilimli bir ortama çekmiyor ( Kitabın son bölümünü bu eleştiriden azad edebilirim.) Ayrıca romanın çoğunlukla Beyoğlu'nda geçmesi ve İstanbul betimlemeleri başarılı ve okuru çeken bir unsur oluşturuyor. Ana kahramanımız bir melek edasıyla kirli ve pis Beyoğlu'nun melek sakinlerini ( sadece binalar, kaldırımlar vs. pis herhalde insanların hiç katkısı yok) büyük bir anlayışla suça sürükleyen nedenleri kendi iç dünyasında anlamlandırıyor, twitter dili ve edebiyatıyla çiğ siyasi çıkarımlar ve eleştiriler yapıyor, arada bir de Allah razı olsun! mükemmel insanlar olan Rumların bize bıraktığı İstanbul'un güzelliklerini yansıtıyor. Azınlıklar ve suç dünyası kadar mükemmel olmayan(!) muhacir Türk ailemiz sağ olsun sonunda cinayet de aydınlanıveriyor. Neyse bu kadar inceleme yeter.
Kısacası okunur mu bence hayır. Yazarın daha başarılı kitapları yeterli. Basit ve anlaşılır bir dili var, edebi bir dile sahip değil. Akıcı mı, son 50 sayfa hariç benim için akıcı olmadı (belki de bitiyor diye sevindim). Beyoğlu'yla alakası yeterli mi, idare eder. Yazar, maalesef siyasi ve toplumsal mesajlar vereceğim diye edebi yönden kusurlu bir eser oluşturmuş. Tamam, muhalif olabilirsin, eleştirebilirsin, neden olmasın? Herkesin dünyaya bakışı farklı olabilir ama bunu daha ustaca bir şekilde yansıtmalıydı. Twitter'da okuduğumuz çiğ cümleler kitabın seviyesini epey düşürüyor ve okuru sinir ediyor. Aslında puanım 5 ama son kısım için 6 yaptım ;)