·272 syf.····Okunma: 02 Mayıs 2018 00:00 Bir kitap okumaktan çok senaryo okuyormuş hissi veren ilginç bir kitaptı. Hiçbir kitabın sahip olamadığı büyük bir avantajı vardı yazarın “Olağanüstü bir takipçi kitlesi”. Bu durum kitaba maddi açıdan %100 manevi açıdan %90 destek verse de o kaybedilen yüzde 10luk kısım sıkı fanlarda buruk bir tat bıraktı.
Ama siz de canım ne çok şey istiyorsunuz? Çıkmasa daha mı iyiydi? Hayır iyi ki çıktı güldük eğlendik anımsadık...
Özellikle 1.sezonu sevdiğim için Leylayı Ardayı, onlar olsaydı dizinin şu anki konumunu düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Yalnız giden karakterler ne güzelmiş yaa!
Her şeye rağmen okuma ile dizinin büyüsünden ödün verdik. Argo olmamasını sevdiğimiz, aileyle izlerken hiç bozulmadığımız bir dizinin “yasaklar nedeniyle böyle olduğu gerçeğini Kant öğretisine hiç bağdaştıramadım... Keşke aynı küfürler (Sarcozy, tuvalet terliği devam etseydi)
Bir de daha yeni Gülse Birselin marka konferansında yazdığı Selin karakterinin Türkçeyi bozduğu eleştirisine karşılık özür dileme videosunu izledim. Bir özür de Burak aksaktan istenecek gibi duruyor. Halbuki daha az imla hatasıyla da bizlere o tadı aldırabilirmiş. Biz zaten karakterlerin ne diyeceklerini biliyoruz :)
Yeri gelmişken senaryoya benzerliğine değinelim. Bu durumu en çok konuşmalarda hissettim. Müthiş bir şekilde asla konuşmanın kime ait olduğunu yazmamış Burak aksak. Demek ki fanarına o kadar güvenmiş. Valla helal olsun bu konuşmalarda hiç zorlanmadım strateji baya özgündü!
L&M severz.