Zola bu eserinde mürekkebini kömür tozuna batırıp insanlığın en karanlık ve en çıplak gerçeğini kağıda dökmüş. Germinal sadece bir maden işçileri grevinin hikayesi değil midesi boş, ruhu ezilmiş bir halkın artık yeter diyerek yerin altından yeryüzüne doğru püskürmesidir.
Kitabı okurken o daracık maden galerilerinde nefesim daraldı Etienne ile birlikte adaletin o uzak ışığını aradım. Zorla sadece bir olaya tanık etmiyor sizi o sefaletin içine hapsediyor. Bir tarafta çocuklarının karnını doyurmak için onurunu çiğneten anneler diğer tarafta ise sıcak odalarında bu sefaleti bir doğa kanunu sanan burjuvala. Zola, toplumsal uçurumu bir cerrah titizliğiyle açıp önümüze koyuyor.
Benim için bu romanın en özgün yanı ismindeki o muazzam umuttur. Germinal Fransız devrim takviminde yeşerme ayıdemektir. Zola bize şunu fısıldıyor. Karanlığın en koyu olduğu yer, aslında tohumun patlamak üzere olduğu yerdir. Madencilerin o öfkeli yürüyüşü belki kanla bastırılır ama toprağın altına gömülen o tohumlar bir gün mutlaka güneşe ulaşacaktır.