Beyaz Gemi’yi bitirdiğimde içimde garip bir sessizlik kaldı. Öyle hemen geçip giden bir hüzün değil; insanın içine oturan, düşündükçe ağırlaşan türden. Kitap kısa ama anlattıkları çok büyük. Hikâye bir çocuğun gözünden anlatılıyor ama aslında büyüklerin dünyasına sert bir bakış bu. Masallar, efsaneler ve hayaller çocuğun kaçışı; çünkü gerçekler onun için fazla acı. Okurken fark ediyorsun ki asıl yaralayıcı olan yaşananlar değil, insanların buna alışmış olması.
Cengiz Aytmatov acındırmıyor, bağırmıyor, ders vermeye çalışmıyor. Sadece gösteriyor. Ve insan gördüklerinden utanıyor biraz. “Biz ne zaman bu kadar duyarsız olduk?” diye düşünüyorsun. Kitap bittiğinde mutlu olmuyorsun ama eksilmiş de hissetmiyorsun. Sadece daha fazla düşünüyorsun. Çocukluğu, vicdanı, merhameti… Belki de en çok, kaybettiklerimizi. Beyaz Gemi, herkese iyi gelen bir kitap değil.
Ama herkesin bir gün okuması gereken kitaplardan biri. Beyaz GemiArvasCengiz Aytmatov