Murat Ağırel, Melih Gökçek döneminde Ankara’nın nasıl sistematik bir talan organizasyonuna teslim edildiğinin suç duyurusu niteliğindedir. Kamu kaynaklarının halka hizmet yerine tarikatlara, cemaatlere, özellikle Muradiye Vakfı gibi yandaş yapılara ve şahıslara nasıl 'parsel parsel' peşkeş çekildiğini, tarih, belge ve ihale numaralarıyla açık açık anlatmış.
Ankapark gibi vasat bir projeye gömülen 750 milyon doların (bugünkü kurla milyarlarca lira ediyor); plastik dinozorlar, hiçbir işe yaramayan oyuncaklar ve atıl oyuncaklarla nasıl çöpe atıldığını, bu israfın arkasındaki şaibeli ihale ağlarını isim isim ifşa etmiş. Başta Korkutata ailesi olmak üzere birçok vasıfsız kişi ve şirketlere ihale verildiği, bu şirketlerin birçoğunun adrese teslim yöntemlerle zengin edildiği belgeleriyle ortaya koymuş.
Kitapta ayrıca FETÖ ile girilen kirli ilişkiler, "parsel parsel" satılan arazilerin dökümü ve Fatih Üniversitesi gibi yapılar için sağlanan ayrıcalıklar detaylandırılmaktadır.
Ayrıca Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kabri Anıtkabir arazisinin imar planlarıyla tam 73 kez delinmeye veya değiştirilmeye çalışılması, Cumhuriyet tarihine sürülmüş kara bir lekedir. Murat Ağırel organize bir ihanet şebekesinin başkenti nasıl babalarının çiftliği gibi kullandığını, "hayır işi" kılıfı altında yapılan vurgunları tüm çıplaklığıyla kanıtlamaktadır.
Daha 75. sayfaya geldiğimde aklımı yitirecektim. Kamu malının bu denli pervasızca, hayâsızca ve "babalarının malı" gibi yağmalanması, halkın vergileriyle alınan o ucube dinozorlar ve yandaşlara akıtılan oluk oluk paralar, Atatürk’ün mirasın, Cumhuriyet değerlerine ve Anıtkabir’e yapılmaya çalışılan saldırı ve saygısızlıklar kanımı dondurdu.
Hırsızlığın, pişkinliğin ve ihanetin boyutları karşısında hissettiğim tek şey, bu organize soygunun faillerinden, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerden hukuk önünde mutlaka hesap sorulması gerektiği inancıdır.