·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2026 00:52 "İyiliğin ruhu çok çabalamıştı, fakat çabası boşa gitti. Kader çok kuvvetliydi ve değişmez yasaları benim mutlak, korkunç yıkımımı hükme bağlamıştı."
Frankenstein ya da Modern Prometheus daha ilk sayfalarından sizi etkisi altına alan, elinizden bırakmanızın zor olduğu bir kitap. Mary Shelley'nin henüz 20 yaşındayken kaleme aldığı bu eser bilim-kurgunun temelini oluşturmakla beraber sizi duygudan duyguya sürüklüyor.
Şahsi fikrime gelecek olursak ben kitabı başlarda çok sevdim. Dili güzeldi ama aşırı iyi, satırlarda kayboldum türden bir dil değildi benim için. Olaylara kolay adapte olabiliyorduk. Çok fazla klasik okumuyorum yeni yeni okumaya başlayan biriyim ve dilinin çok hafif olduğunu bu yüzden de 32 saat gibi kısa bir sürede bitirmemden de anlayabilirsiniz. Rsde iseniz veyahut klasik okumaya başlamak istiyorsanız bence iyi bir seçim olacaktır.
Kitapta kopukluk yaşadığım bir nokta oldu ama bu tamamen benimle alakalı. Canavarın anlattığı ailenin hikayesindeki düpedüz "Türk" ırkının, bizlerin nankör gösterilmesi beni çok rahatsız etti. Hatta Türklerin hristiyan Arapları yakalayıp köle yaptıklarını söylüyorlar. Ya da, bir Türk baba ve "köleleştirilmiş" hristiyan Arap annenin kızının düşüncesi direkt: bir hristiyanla evlenirse toplumda mevki-makam sahibi olacağı yönünde? 1700lerde geçiyor kitap ve o zaman Katolik Kilisesi gibi bir baskı varken, müslüman kadınların vasıfsızmış gibi yansıtılması beni aşırı rahatsız etti. Ben mi yanlış düşünüyorum anlıyorum diye defalarca aynı satırları okudum, beyhude. Kitabın başında da "Bir Türk kadar sessiz. Cehaleti yüzünden akıyor." tarzı bir ifade vardı şu an cümleye ulaşamıyorum.
Bunlar elbette normal diyebilirsiniz sonuçta o dönem İngilizler ile düşmandık, yanlış yansıtılmış olmamız normal. Ben yine de rahatsızlık duydum. Ama kitabı değerlendirirken bunu elbette dikkate almadım zira dostoyevski de büyük bir Türk düşmanı olmasında rağmen eserlerini okuyor, seviyorum.
Her neyse bu kopukluğun yaşandığı sıra kitaptan soğurum diye korktum çok şükür öyle bir şey olmadı. Keyifli bir okumaydı benim için. Çoğu şeyi tahmin etse de kitabın son düzlüklerindeki bir sahne beni bayağı şoka uğrattı.
Frankenstein'in aslında yaratıcısı yani victor olduğunu, yaratığın bir adının olmadığını söylemeden edemeyeceğim. (Çevirmen başta bundan bahsediyor, popüler kültüre yanlış yerleştiğinden vs.)
Normalde yazdığım incelemelerden bir tık farklı oldu umarım hoşunuza gider. Okuyacaklar şimdiden keyifli okumalar dilerim.