·114 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2026 18:23 Spoiler İçerir!
Reşat Nuri Güntekin’in Acımak adlı kitabını bitirdim. Hayatımda beni bu kadar etkileyen kitap sayısı çok azdır ve bu kitap beni gerçekten derinden sarstı. Özellikle son satırlarda Zehra ile birlikte ben de ağlama noktasına geldim.
Acımak çok ince bir kitap ama çok dolu bir kitap. Sayfa sayısı az olsa da içinde koca bir hayat, koca bir kırgınlık ve ağır bir vicdan muhasebesi var.
Romanda Zehra’nın babasının hayatı üzerinden; iyi niyetle yola çıkan bir insanın nasıl adım adım yalnızlaştırıldığı anlatılıyor. Burada beni en çok sarsan şey, yaşananların yalnızca “yanlış anlaşılmak” meselesi olmamasıydı. Zehra’nın babası, özellikle kayınvalidesi ve eşinin anlatımlarıyla şekillenen bir algının içine hapsediliyor. Bir süre sonra gerçekler değil, insanların ona yakıştırdıkları konuşuluyor.
Kitabın bence en çarpıcı tarafı şu: Zehra’nın babasının iyi niyeti önce suistimal ediliyor. İyilikleri zamanla bir mecburiyet gibi görülüyor. Hayat onu sıkıştırıp bazı şeyleri “başka türlü yapmak zorunda” bıraktığında ise bu kez suçlanan o oluyor. Bu roman bana, bazen insanı asıl yıkan şeyin kötülük değil; iyiliğin bile yanlış yerde cezaya dönüşebilmesi olduğunu çok net hissettirdi.
Zehra’nın babasının mektuplarını okudukça yaşadığı değişim de kitabın en dokunaklı yönüydü. Zehra, babasını geç de olsa anlıyor ama artık çok geç; onunla konuşma ve yüzleşme şansını kaybetmiş oluyor. Bu da bana bazı duygulara ve bazı gerçeklere hayatta geç kalınabileceğini düşündürdü.
Acımak benim için yalnızca bir roman değil; insanı vicdanıyla baş başa bırakan, “acımak” kavramını yeniden sorgulatan ve bittikten sonra bile etkisi kalan bir kitap oldu.