Efsanevi Yerdeniz serisinin beşinci kitabındayız. Yerdeniz Takımadalarında bu kez bambaşka, daha derin ve sarsıcı bir gezintiye çıkıyoruz. Dizinin uzun süre “son kitap” olarak kabul edilen Tehanu’dan on iki yıl sonra yayımlanan bu beş öykü, Yerdeniz’in karanlıkta kalmış yönlerini aydınlatan, geçmişi bugüne bağlayan nitelikte metinler sunuyor.
Birbirinden bağımsız gibi görünen Bulucu, Karagül ile Pırlanta, Yerin Kemikleri, Bataklık Yayla ve Ejder Böceği adlı bu öyküler; Başbüyücü Çevik Atmaca doğmadan önceki çağlardan başlayarak Roke Büyücülük Okulu’nun kuruluşuna, Ged’in gidişinden sonra okulda yaşanan dönüşümlere kadar geniş bir zaman aralığını kapsıyor. Yazar, Yerdeniz mitolojisinin köklerine inerek büyücülüğün nasıl şekillendiğini, insan ırkının büyüye ve güce verdiği tepkileri, adalarda kadınların sistematik biçimde maruz kaldığı haksızlıkları ve ejderhaların unutulmuş efsanelerini ustalıkla anlatıyor.
Bu öykülerin en güçlü yanı, büyünün kendisinden çok onun kimin elinde, kimden esirgenerek var olduğuna odaklanması. Erkek egemen büyü düzeni, kadınların bastırılmış bilgeliği ve ejderhaların kadim hafızası iç içe geçiyor. Okur, burada yalnızca büyüler ve kehanetler değil; kimliğini arayan kadınları, var olmaya çalışan insanları ve gerçek adının peşinde koşan ruhları izliyor.
Yerdeniz Öyküleri, serinin önceki kitaplarında üstü örtük bırakılmış pek çok soruya yanıt verirken, aynı zamanda Yerdeniz’i yeniden kuruyor. Daha karanlık, daha olgun ve daha politik bir dille… Ursula K. Le Guin, bu kitapta Yerdeniz’i bir fantezi evreni olmaktan çıkarıp, hafıza, adalet ve eşitlik üzerine kurulu evrensel bir anlatıya dönüştürüyor. Yepyeni masallar, yeni büyüler ve eski yaralarla Yerdeniz, okurun karşısına bu kez daha çıplak ve daha gerçek bir hâlde çıkıyor. Yerdeniz ÖyküleriUrsula K. Le Guin