Puan vermedi·171 syf.····Okunma: 14 Ocak 2026 21:56 Parasız Yatılı ve özellikle de Haraç'ı okuduktan sonra iyi ve güzel edebiyatın eskimediğine, eskiyemeyeceğine, sadece yaş alabileceğine ikna olmamak zor. Eğer 60 sene önce yazılmış hikâyeler bizlere bunu yapabiliyorsa, orada büyük, güzel, acıta da bilen bir edebiyat yaşıyor diyebiliriz. Yaşamıyor mu? Yaşıyor. Zira bunca seneye rağmen hikâyeler eskimediği gibi, zamanın, dilin bütün değişmelerine de kendince, usul usul, direnmiş. Yoksa "Haraç"ta Servet hâlâ bu kadar gerçek ve sanki şimdi yaşamış gibi gelemezdi bize ve Fatin beyin "yaşının elverdiği tüm sesiyle" bağırdığını kulağımızı acıta acıya duyamazdık, ya da o "yumuşak yaz yağmurunda" annesinin tebessümüyle parasız yatılı sınavına giden o kızı az önce görmüşüz gibi gelmezdi bize."Haraç"ı okuduktan sonra kaçımız ağladı, kaçımız göz yaşı döktü, kaçımız bir daha istedi, bir daha, en başa dönüp en baştan başlamayı okumayı...bunu sadece ve yalnızca güzel ve iyi edebiyat yapabilir. Bütün pespaye, bayağı, ucuz, sığ hayal ve yazma gücünün pazarladığı ve pazarlandığı o şişme kitaplar arasında ancak gerçek edebiyat, hakiki edebiyat yapabilir bunu. İşte bu yüzden nice zaman sonra bir kez daha iyi ki edebiyat var diyorum kendi adıma, iyi ki gerçek, hakiki edebiyat var..ne mutlu edebiyat sevenlere...