Öncelikle, kitabın yazarından özür dilemek istiyorum, bunca yıl onun satırlarına ''dokunmadan'' kitaplar okuduğum için. Sonrasında da kendi yorumuma geçiyorum;
Birçok farklı şekilde değerlendirmeye müsait bir kitap. Kayıp ve yas süreci üzerinden okunabilir, pişmanlıklar üzerinden okunabilir veya sadece gramer ve dil bilgisi açısından bile okunabilir. Yazarın dediği gibi, bakmakla görmek aynı şey değildir ve bu kitaba bakan kişi görmek istediğini görmekte özgürdür! Babası ölmüş ve bu ölümü yıllarca kabul edemeyen, obsesif kompulsif bozukluk tanılı bir anne tarafından büyütülmüş, hayali bir arkadaşı olan, ruhunda nice pişmanlıklar biriktirmiş, hüzünlü ama delidolu bir kadın olan Adalet'in ''yolculuğunu'' anlatıyor kitap. Bir sayfada geçen ''Bütün yolculuklarda olduğu gibi, varılacak yerden fazlasına ulaştım'' cümlesi, aslında kitabın gizli bir özeti sayılabilir. Kaldı ki kahramanın adı olan ''Adalet'' bile bir ipucu aslında okur için. Bir hesaplaşma. Kitabın konusundan bağımsız olarak, yazarın anlattığı dönem, kendi çocukluğuma çok benzediği için de ayrı bir sempati oluşturdu bende. Bilirsini işte, mahalle maçları yapılan, tüp kamyonlarının sokaklardan geçerken megafondan o klasik duyurusunu yaptığı, komşuculuğun yaşadığı ve hatta kapıcı kelimesinin hayatımızda hala bir yer tuttuğu o yıllar. Belki bu yüzdendir, okuduğum sayfalardan hep bir sıcaklık bulaştı ruhuma. O soğuk şehirler arası dinlenme tesislerinin ve kitabın adının aksine yazar, yazdıklarıyla bana dokundu.
DokunmadanNermin Yıldırım