·324 syf.····Okunma: 17 Aralık 2025 00:00 “Aynı güneşi, aynı dünya üzerinde apayrı şartlarda seyretmek! Bilmek bazen can acıtıcı olabiliyormuş, demek...”
Yıl 1915… Çanakkale Savaşında yitip giden bir sürü can… Onlarca kahraman, onlarca yarım kalmış hikâye… Bu hikâyelerden birine tanık ediyor Buket Uzuner bizleri.
Hikâyemiz, Yeni Zelandalı Victoria’nın bu savaşta ölen büyük dedesinin mezarını aramak için Gelibolu’ya gelmesiyle başlar. Elinde sadece bir mektup olan Victoria, bu mektupla büyük dedesine ait bir iz bulmaya çalışır ve bir şekilde yıllardır pek kimseyi evine almayan, kimseyle doğru dürüst konuşmayan Beyaz Hala’ya ulaşır. Her ikisinin elinde de birer mektup vardır: birisine babasından, diğerineyse büyük dedesinden kalan. Bu iki kadının elindeki mektubun kahramanı aynı kişi midir? Aynı kişi bir savaşta her iki cephede de bulunabilir mi? Bakalım mektuplar ve sezgiler onları nereye götürecek?
Yazar, dört yıllık bir araştırma sonucunda bu kitabı yazdığını belirtir. Kitabı okuyunca zaten ne kadar donanımla yazıldığı belli oluyor. Bunun dışında öyle güzel betimlemeler yapmış ki Uzuner, biz okuyucularının Gelibolu’ya hayran kalmaması mümkün değil.
Kitaba başlamadan önce klasik bir roman okuyacağımı düşünmüştüm açıkçası. Ancak başlar başlamaz bu kanımın yanlış olduğunu gördüm. Karakterlerini, hikâyesini, mektuplarla, betimlemelerle anlatımını zenginleştirmesini çok sevdim. Sizler de merak edip okumak isterseniz kesinlikle tavsiye ederim. Okuyun, okutun. Kitapla ve sevgiyle kalın…