Bu inceleme eser hakkında spoiler içermektedir.
Küçük Prens, bir çocuğun dünyayı anlamaya çalışmasından çok, yetişkinlerin dünyayı nasıl unuttuğunu anlatır. Onun yolculuğu kaçmak için değil, anlamak içindir. Çünkü sevdiği şeyler, onun için yalnızca “var” değil, “anlamlıdır”.
Kitap, bize büyüklerin çoğu zaman sayılara, tanımlara ve etiketlere sığındığını hatırlatır. Görmek yerine ölçer, hissetmek yerine sınıflandırırlar. Bu yüzden empati, çoğu zaman bir eksiklik değil; bilinçli olarak kaçınılan bir sorumluluktur.
Küçük Prens, sevmenin sahip olmak değil, bağ kurmak olduğunu söyler. İnsan, ancak bağ kurduğu şeylerle insan kalır.
Ah şu büyükler… Zamanla büyüdüler, ama büyürken empatiyi ve yaşamın anlamını küçülttüler.