İnsan Ne ile Yaşar , okura hazır cevaplar sunan bir kitap değil; insanı kendi bildikleriyle yüzleştiren sessiz bir sorgulama. Tolstoy, kısa ve sade hikâyelerle iyilik, sorumluluk ve vicdan kavramlarını gündelik hayatın içinden anlatıyor. Anlatılanlar büyük trajedilerden çok, çoğu zaman fark edilmeden geçip giden küçük anlara dair.
Kitabın hüznü, acı olaylardan değil, insanın kendini fark etmesinden doğuyor. Okur, yanlış yapmaktan çok iyiliği ertelediğini, “sonra” diyerek sorumluluk almaktan kaçtığını görüyor. Tolstoy burada bilginin değil, eylemin eksikliğini gösteriyor; vicdanın susturulamadığını ama görmezden gelinebildiğini hissettiriyor.
Finalde verilen “insan sevgiyle yaşar” cevabı büyük laflarla değil, sade bir gerçekle geliyor. Sevgi bu metinlerde bir duygu değil; risk almak, konforu bozmak ve bencillikten vazgeçmek anlamına geliyor. İnsan vicdanını susturarak değil, onunla barışarak yaşayabiliyor. Tolstoy’un hikâyeleri dünyayı değiştirmiyor belki ama okurun kendisiyle arasındaki mesafeyi azaltıyor. Ve bazı kitaplar gibi “iyi ki okudum” dedirtmekten çok, “keşke bazı anlarda başka türlü davransaydım” dedirtiyor. Belki de insan tam olarak bununla yaşıyor.