Tarih disiplini içerisinde akademik olarak yoluna devam etmek isteyenler için muazzam bir eser. Salt birinci el kaynaklardan yararlanarak derlenmiş. Hunların ve diğer Türk devletleri ile meşhur Kavimler göçünün aktörleri, yer yer Çin, Pers ve Roma kaynaklarından elde edilen bilgilerle, o dönemlere ait net bilgi sahibi olacaksınız. Herodotos'un Historia eserinin mitolojik efsanevi hikayeleri ile başlayan serüven Romalı tarihçiler tarafından daha profesyonel bir bakış açısıyla ele alınan eserler sayesinde o dönemleri doğru şekilde analiz edebiliyoruz. Ne kadar yeterli bilinmez ama yüzeysel anlamda ciddi tespitler yapabilmemizi sağlayacak. Acı olan kısımlarından biri de Türklerin ilk dönemlere ait bilgilerini hep düşmanlarından görmüş olmamız olacak. Ne yazık ki biz belirtilenlere göre kendi tarihimizi yazmamışız. Bundan ötürü de karşı tarafın değerlendirmelerine istinaden bilgiler ediniyoruz. M.Ö. 209 yılında Mete tahta çıktı ve şan-yü oldu. Tahta çıkış hikayesi mutlak sadakati ve kullandığı iktidar yönetimini göstermektedir. Mete Teoman’ın büyük oğlu olmasına rağmen Teoman taht için başka bir oğlunu tercih ediyordu Mete’yi batıdaki Yüe-cılara rehin yollayıp sonra da onlara saldırarak bertaraf etmek istemişti. Yüe-cılar, Mete’yi öldürmek üzere iken Mete onların en iyi atlarından birini çaldı ve kaçtı. Teoman, Mete’nin bu cesur davranışından dolayı kendisine 10.000 atlı okçu vererek onu ödüllendirdi. Mete bu okçuları kendisinin özel bir ıslık sesi çıkartan oku ile vurduğu her şeye, ne olursa olsun sorgusuz sualsiz ok atabilecek bir disiplinle yetiştirdi. Onun attığı yere okunu atmayanlar anında öldürülüyordu. Önce sevdiği atına, sonra ise en beğendiği karısına ıslık çalan okunu attı ve bunlara ok atmayan askerlerini öldürdü. Babasının en güzel atını vurduğu zaman bir adamının dahi kılı kıpırdamayınca, yetiştirilişlerinin yetkinliğe eriştiğini anlamıştı. Kırılmayacak bir disiplinin oluştuğunu güvencesiyle babasına ok attı ve adamları itaatkar bir şekilde onu izleyip boyun eğdiler. Mete daha sonra kendisine komplo kuran diğer aile fertlerini ve uyumsuz memurları da bertaraf etti. Mete’nin Şyunğ-nu imparatorluğunda önderliğini güçlü bir şekilde kuran Mete, artık dikkatini dışarıya yöneltmişti. Şyunğ-nuların doğulu komşuları Dunğ-hular, ( Karahıtaylar) Mete’nin başa geçtiğini duyunca, yeni hükümdarı sınamak için Mete’den önce kıymetli atını, sonra da güzel cariyelerinden biri istediler. İkisini de fazla duraksamadan verdi. Dunğ-hular Mete’nin onlardan korktuğunu düşünüp, her iki devlet arasında kalan bir bölgeyi de istediler. Bunun üzerine sinirlenen Mete ordusunu toplayıp ani bir saldırı ile Dunğ-hular’ı hazırlıksız yakalayıp, büyük bir kısmını imha etti. Mete batı bölgesine yönelerek burada da Yüe-cıları yendi, sonra da güneyde Ch’in yönetmi altındaki Çin tarafından zabtedilmiş Şyunğ-nu topraklarını geri almayı başardı. Çinli General Mıng Tyen’in ölümü sonrası Çin Seddi için buraya zorla göçe tabii tutularak yerleştirilen Çinliler çıkan iç savaş sonrası tekrardan kendi vatanlarına dönmeye başlamış, böylelikle boşalan Ordos bölgesine Şyunğ-nular yavaş yavaş yerleşmeye başlayacaktı. Han Hanedanının ilk yıllarında Mete’nin gücü hızla yayılıyordu. Şyunğ-nu istilalarını püskürtmek için, imparator Gav-dzu, Han Kralı Şin’i, Ma-i kentinde kurulan karargaha M.Ö. 201 yılının ilkbaharında sınırı koruması için yolladı. Mete burayı kuşatmış ve defalarca ele geçirmiş olması Han sarayını şüphelendirmiştir. Şin’in hain olduğunu düşünmüşler, bu durum Şin’in de endişelenmesine neden olmuş. Kendisine Saray’dan gelebilecek bir hareketten korktuğu için doğrudan Ma-i şehrini Şyunğ-nulara teslim etmiştir. Han Gav-dzu Şyunğ-nulara doğru harekete geçti ama başarılı olamadı. Artık onları savaşla alt edemeyeceğini anlayınca buralardan çekildi. Han Sarayı artık Mete’yi kaba kuvvetle alt edemeyeceğini anlayınca Ho-çin barış ittifakını doğru politika olarak belirledi. Han sarayından bir prenses Şan-yü ile evlenecek, Han belirli bir miktar ipek, şarap ve yiyeceği içerecek şekilde Şyunğ-nulara her yıl birçok defa çeşitli türde hediye yollayacaktı. Her iki devlette eşit güçte kabul edildi. Şyunğ-nular da buna karşılık Han topraklarına saldırmayacaktı. M.Ö. 192 yılında bu antlaşma kabul edildi. Bu dönemde Mete ve İmparatoriçe Lü arasında mektuplaşmalar da yaşandı. Mete gücünün zirvesinde olduğu bu dönemde Çin sınırlarına sürekli akınlar düzenleyerek, daha önceki antlaşmaya uymuyordu. Mete’nin aşağılayıcı tavrından sonra İmparatoriçe Lü’den özür dilemiş ve Ho-çin antlaşması tekrardan yürürlüğe konulmuştur. Mete İmparatoriçe Lü’ye mektup yolladıktan 15 yıl sonra Çin tahtına geçen İmparator Vın’a da benzer bir mektup yollayacaktır. Mete mektubuna şu şekilde başlayarak büyüklüğünü gösterecektir: ‘’ Gök tarafından kurulan Şyunğ-nuların büyük şan-yü’sü’’ Yüe-ci ve öbür grupları fethinden sonra, Mete’nin durumu çok güçlenmişti ve kuzey bölgesi üzerinde Şyunğ-nu denetimi oturmuştu. İmparator Vın bu mektubu saray erkanı ile görüştükten ve Ho-çin antlaşmasının tekrar yürürlüğe girilmesine ve Mete’nin isteklerinin kabul edilmesine karar verildi. Mete M.Ö. 174 yılında hayata veda edince yerine oğlu Lav-şanğ ( Ci-cu) şan-yü oldu.