Zevk "önseldir"; yani sonuçtan bağımsız olarak o âna içrek dahası niyetin bizatihi kendisidir.
Sonu acı olsa bile, o an yaşanan şeyin otonomitesini ve büyüleyiciliğini değiştirmez. Zevk (haz) memnun olma halini, genel ve süreğen bir memnuniyeti aşan bir duyguymuş gibi geliyor bana. Hem önünü arkasını hesaplayıp hem de zevkin içinde kalamaz insan zira. Öyle hadi bir zevk olayına gireyim de değildir. Sigarayı yakmak değildir yani zevk; pakete elini götürmektir.
Hesaplı bir memnuniyet peşinde koşmak değildir zevk, diyonizyak bir sarhoşluk halidir ve acı da, zevkin bir "yan etkisi" değil, bazen onun derinliğini artıran bir parçasıdır.
Montaigne rasyonel bir bilgedir, severim de kendisini, fakat bahsettiği "sonunda acı getirecek zevklerden kaçınma" tavsiyesi, aslında sağlam ve ne yazık ki kuru bir hayatta kalma stratejisi.
Eğer her ânımızı sonu ne olur diye düşünerek yaşarsak, aslında hiç yaşamamış, sadece riski yönetmiş olmaz mıyız? Bunu yapan kişi kendisini başarılı ve sağlıklı bulabilir hatta minimal bi mutluluk da duyabilir fakat heyhat, zevkin o maksimal yakıcı ve dönüştürücü gücünü tadamaz ne yazık ki :)