Beyaz Geceler, içten ve duyarlı bir atmosfer kursa da, yalnızlığı derinleştirmek yerine idealize eden bir anlatıya yaslanır. Anlatıcının duyguları samimi görünür; ancak bu yoğunluk, gerçek bir karşılaşmadan çok hayalperest bir kaçış hissi yaratır. Dostoyevski’nin kısa formdaki başarısına rağmen, hikâye duygusal etkiyi sorgulamaktan çok romantik bir melankoliye teslim eder.