Yaban, okurken haz duyduğum romanlardan biri oldu. Aydın ile köylü çatışmasını anlatırken beni rahatlatmadı; aksine rahatsız etti. Kendi kendime "bu kadar da olmaz" dedim hep. Ama oluyormuş. İmparatorluktan geriye kalan halkın ne durumda olduğunu iliklerime kadar hissettim.
Roman, köylüyü idealize etmediği gibi aydını da masumlaştırmıyor. Ancak bakış açısının büyük ölçüde aydında kalması, anlatıyı zaman zaman tek taraflı hissettiriyor. Çünkü Ahmet Celâl gerçekten de tam bir aydın. Buna rağmen Yaban, yüzleşmekten kaçınılan bir gerçeği sert biçimde hatırlatıyor:
Aynı toprağı paylaşmak, aynı dünyayı paylaşmak anlamına gelmez.
Bu gerçek; savaşta düşmandan daha çok kanatmıştır bizi.
Bu da böyle bir gerçek işte.