"Ömer, Ziraat Bankasında yaşanaları kaydedip tekrar dürbünü o tarafa çevirdiğinde Valiliğin önünden Pasaport tarafına doğru bir at arabasının ilerlediğini gördü. At arabasının oturma kısmında Yunan üniformalı çeteciler vardı. Ömer biraz daha dikkatli baktığında at arabasının arka tarafına bağlanmış bir insanın sürüklenerek çekildiğini gördü. Rıhtım yoluna çıkınca at arabası daha hızlı sürülmeye başlandı ve sürüklenen adamın kolu yolda bir taşa takılıp koptu. Kopuş anında herhangi bir feryat ya da hareket olmadığından adamın çoktan öldüğünü anladı. Ömer acı ile bu durumu izlerken araba sürüklediği cansız bedenle Pasaport İskelesi'nin önünde durdu. Arabadakiler kahkahalar atıp oradaki subayla konuştuktan sonra Kordon boyunca yollarına devam etmek için atın dizginlerini çektiler. O esnada sürüklenen adamın yüzü Ömer'in izlediği tarafa döndü. Ömer gördüklerine ilk başta inanamadı. Dürbünü gözünden çekti ve gözlerini ovuşturdu. Tekrar baktı, gözleri yanılmıyordu. Gördüğü yüz Hasan Tahsin'in yüzüydü."