Yunus

Yunus
@Yunus_1923
Kitaplar, insan ve hakikat üzerine notlar. x.com/YunusGEZER1923
Öğretmen
Ankara Üniversitesi
ANKARA
21 Ağustos
34 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
"Ömer, Ziraat Bankasında yaşanaları kaydedip tekrar dürbünü o tarafa çevirdiğinde Valiliğin önünden Pasaport tarafına doğru bir at arabasının ilerlediğini gördü. At arabasının oturma kısmında Yunan üniformalı çeteciler vardı. Ömer biraz daha dikkatli baktığında at arabasının arka tarafına bağlanmış bir insanın sürüklenerek çekildiğini gördü. Rıhtım yoluna çıkınca at arabası daha hızlı sürülmeye başlandı ve sürüklenen adamın kolu yolda bir taşa takılıp koptu. Kopuş anında herhangi bir feryat ya da hareket olmadığından adamın çoktan öldüğünü anladı. Ömer acı ile bu durumu izlerken araba sürüklediği cansız bedenle Pasaport İskelesi'nin önünde durdu. Arabadakiler kahkahalar atıp oradaki subayla konuştuktan sonra Kordon boyunca yollarına devam etmek için atın dizginlerini çektiler. O esnada sürüklenen adamın yüzü Ömer'in izlediği tarafa döndü. Ömer gördüklerine ilk başta inanamadı. Dürbünü gözünden çekti ve gözlerini ovuşturdu. Tekrar baktı, gözleri yanılmıyordu. Gördüğü yüz Hasan Tahsin'in yüzüydü."
Sayfa 87 - Benim Hocam Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anadolu'da Kilim Demek
Anadolu kilimlerinde çizgiler sert, renkler hırçındır. Çok soğuk dondurucu bir kıştan sonra, baharı görmeden, kavurucu bir sıcağı yaşayan, sert iklimlerin, çetin kuruluğun, taşın, kayanın, çatlamış toprakların, bükülmeyen, yumuşamayan insanların sert çizgileri gibi...
Sayfa 18 - Elips Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Anadolu Efsanesi
Ankara'dan Kızılcahamam'a kadar şöyle bir uzanalım. Az ötede Taşlıca Köyü var, köyün yamacında bir taş oluk. Bir taş oluk deyip geçmeyin, oturun dinleyin: Türk beyi, kim bilir kaçıncı kez sefere çıkar ordusuyla, dağ taş, dere tepe demez, aşar da aşar. Ağustos sıcağı, dudakları çatlatır, damakları kurutur. Bu sırada, boz bulanık tepelerden, ak saçlı bir ana, omzunda ayran bakracıyla görünür. Yanık bağırların, susuz dudakların umudur olur yaşlı ana. Yaklaşır askerlere: - Yavrularım, gazilerim! Alın ananızın ak sütü gibi, için ayranımdan. Omzundan bakracını indirir, önündeki taş oluğa döker. Asker oluğa üşüşür, taslarını doldurur. - Doldur oğlum! - Dolu ana. - Doldur yiğitlerim. - Ana dolu. Yaşlı ana: "Doldur" dedikçe, askerler: "Ana dolu" diyerek, buz gibi ayranı doldururlar kalaylı taslara. Bir bakraç ayran, bir orduya yeter, artar bile. O günden sonra bu kutsal topraklara "Anadolu" deyiverir herkes...
Sayfa 12 - Elips Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Burası suç dünyasıdır, çizginin kanun tarafında olsan da çirkefin üzerine sıçramasını engelleyemezsin.
Sayfa 278 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne kadar güzel söyledin insan ruhunun yarası dikiş tutmaz diye...
Sayfa 263 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı