Dede mede yok... :(
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 00:32
Bu benim Şermin hanımdan okuduğum yirminci kitap. Kendisine has bir kalemi var, evet bana göre yazdığı hep aynı şey fakat bir şekilde ellerde. Belki bu şartlarda milletten Yaşar Kemallik beklemeyi bırakmam lazım. Standartlarımı düşüremediğim için kimseye haksızlık etmek istemem. Okunuyor. Ama üst seviye olmadığını söylemek zorundayım, yalnız şunun da farkındayım kitapları polisiye değil ki ters köşe bekleyim. Telefon ellere yapıştıysa mantıklı bir açıklaması olması lazım yoksa da uydurulmuş bir sebebi kurcalamaya gerek yok. Çam sakızı çoban dedesi... Kitabın içeriğinden vermek istediği mesajdan ziyade ana tema dede olduğu için bile okurdum. Vallahi dedemi çok özlüyorum. Hiç bilmezdim yokluğunun bu kadar etki yapacağını. Hiçbir şey düzelmiyor ya. Herkes bozuldu sanki ve asla düzelmiyor. Evet hep seviyordum ama genel manada böyle bir etki beklemiyordum. Tek sorunum özlem olarak kalmadı maalesef. İnsanoğlu çiğ süt emmiş ve çok acı bir şekilde bunu bir daha tecrübe ettim. Bir memleketim vardı ayda yılda bir de olsa uğradığım herhalde bir daha hiç gitmek istemeyeceğim. Ne gerek var bazı şeylere bilmiyorum ve çözemiyorum da. Allah'ım beter etmesin ama vallahi bu günlerde berbat zorlanıyorum. Ya. Kaç yaşındayım artık neden hala çözemiyorum insanları. Gerçekten dost bildiğim aynalarda yabancı yüzler görüyorum. Tam tabir bu. Siz iyi misiniz demek istiyorum insanlara. Siz hep böyle miydiniz? Ben mi göremedim. Yok öyle değilse bunca zaman bu maskeyle nasıl yaşadınız diye de sormak istiyorum. Hani ben kapımı kapar yaşarım da olmuyor işte ana baba bu hayatla bağ aramızda. Onların üzüldüğü her şey benim beynimde kalbimde gerçekleşiyor. Elimden bir şey de gelmiyor. Bir dede nelere kadirmiş diyorum. Canım dedem ya. Vallahi sert kuralların vardı ama bir şekilde düzeni sağlayan senmişsin. Allah beter etmesin. Babaannemin yüzü gülsün derdindeyim, şahsen normalde kafaya takacağım şeyleri sırf onun için öteliyorum. O mutlu olsun kalan ömründe. Motivasyonumu burada tutuyorum. Hayat zaten tatsız. Başkasını bilmem benimki yaşayacak kadar işte. Özellikle telefon konusunda ben ki günlerce annemi babamı aramazdım, babaannemi bir gün aramasam rahat uyuyamıyorum. Dedem sağken telefonlara bakar, bunu icat eden nur içinde yatsın derdi. Biz de babaanneme akıllı telefon aldık, istediğimiz an yüzünü görebiliyoruz. Zaten o da durmadan dedemin fotoğraflarına bakıyor. Ben iyi geldiğini görüyorum. Bir de dedem öyle demekle babanneme izin vermiş oluyor, bir de bu faktör var. Yoksa hayatta kullanmazdı. Ankara'ya geldiği zaman dedemin de onunla geldiğini düşünüyor. Hayat böyle bir şey mi bilmiyorum ama ikisi gerçekten tamdı. Şimdi ne yaparsak yapalım, onun yarımlığını ben iliklerimde hissediyorum. Biriyle bir kere bütünleştikten sonra hep eksik yaşıyorsun onsuz. Ama mesele bütünleşmiş olmak... Onlar bütündü. Yarım kaldı babaannem. Bir bunu anlasalar. Neyse. Hep dedemi düşünerek okudum kitabı, babaannemi sanki ondan bir yadigâr gibi seviyorum şimdi. O yüzden ikisi için ortaya karışık hislerle okudum işte. Babaanneme de gösterdim görüntü de kitabı hemen gözleri doldu, çünkü ne zaman yaşlı bir adam görse öyle oluyor. Olsun ben yine de paylaştım. Telefonumu eline alır bir sürü basardı dedem, sonra da al şunu bozulmuş bu derdi. Ondan bir haz alırdı ya. Yeter bana. Canım benim. Allah'ım merhamet etsin sana. Bizim yüzünü yüzümüzden huzursuz olma inşallah. Amin.
Edebiyat
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,614 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.