Eyyüp Gitti, Sorular Kaldı
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okurken “aa ne güzel akıyor” dersin. Bazıları vardır, “bir sayfa daha okuyayım” diye diye sabahı edersin. Rüyalar Anlatılmaz ise bambaşka bir tür: Okurken biraz içini sıkar, ama bırakamazsın. Nermin Yıldırım bu kitapta bizi aksiyonlu olaylara değil, insanın kendi kafasının içine sokuyor. Hem de kapıyı kilitleyip. Ve bazı evlerde sırlar, eşyaların tozundan daha kalındır. Nermin Yıldırım romanda, tam da böyle bir evin kapısını aralıyor. Roman Eyyüp'ün bir gün ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Ne bir haber, ne bir iz, ne de net bir açıklama vardır. Geride yalnızca sorular ve bir rüya defteri kalır. Bu belirsizlik, Pilar’ın hayatının merkezine yerleşir. Çünkü Pilar için mesele sadece Eyyüp’ü bulmak değildir; onun yokluğu, geçmişin kapılarını birer birer açar bu arayış onu İstanbul'a sürükler, kendini Eyyüp'ün ailesinin içinde bulur. Buradaki rüyalar “uykuda görülen sahneler” değil. Daha çok: bastırılmış travmalar, çocukluk yaraları unutulmak istenip unutulamayan anlar. Karakter, bazı yaşanmışlıkları dile getiremiyor. Çünkü anlattığında kırılacağını, dağılıp toparlanamayacağını biliyor. Bu yüzden rüyalar konuşuyor, ama kendisi susuyor. Ve tam da burada kitabın adı anlam kazanıyor: Rüyalar anlatılmaz. Çünkü bazı acılar kelimeye dönüşünce daha çok acıtıyor. Ama yoksayılan herşey bir gün kanamaya başlıyor ve o yaralar yüzleşmeden kapanmıyor. Ve Eyyüp'ün dediği gibi... “Ölülerle konuşmaya çalışmanın dirilere bir faydası yok. Onlar kendilerini arayan sözcükleri sahiplenmeye yanaşmıyorlar. Ne söyleyecekse, yaşayanlara söylemeli insan. Vakit varken söylemeli.”
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20194,404 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.