Öyyyle şahane bir kitap okudum kii.. bitirir bitirmez de taze duygularla hemen inceleme yazayım dedim. Zaten Peyami Safa okumayı çok seviyorum. Bu kitaptan önce 9.Hariciye Koğuşu, Sözde Kızlar ve Fatih Harbiye romanlarını okuyup onlara da hayran kalmıştım. Ama bu kitap onların da üstüne geçerek şu ana kadarki top1’ime geldi diyebilirim.. Kitabımız Karagümrüklü (lakabıyla) deli Cemile’nin hikayesi. Cemile, fakirlikten ve oturduğu mahalle, semt vs çok bunalmış 20’lerinde bir genç kız. En büyük hayali batılı yaşam tarzını tatmak, bu fakirlikten kurtulup yaşlı da olsa zengin bir adamla evlenmek. Ama hayat bu yolda onun karşısına neler çıkarmıyor ki? İç yüzünde farklı olup dışa farklı olan neler olmuyor ki? Mesela ben kendim için bile belli başlı karakterlere çok önyargılı yaklaşıp “kesin bundan birşey çıkacak.” Demiştim ama genel olarak öyle olmadı. Ayrıca yazarımızın ara sıra araya şöyle bir sıkıştırdığı küçük ama tatlı hayat dersleri de beni etkiledi çünkü hiç öyle basmakalıp değildi. Umudun, sevginin gücünün nelere yetebileceğini de gösteren bir kitap aslında. Spoiler verip kitabın tadını kaçırmak istemiyorum sonunda görürsünüzz. Ve son olarak şunu eklemek istiyorum, Türk filmi tadında bir kitaptı. Peyami Safa denince akla ilk olarak insan psikolojisi falan gelir ama bu daha çok olay örgüsü baskın olan bir kitaptı. Okurken su gibi akıp gitti sürekli bir sonraki sahnede ne olacak merakıyla okudum kitabı. Ben süreçte biraz yoğun olduğum için 4 günde bitirebildim ama yoğun değilseniz max 2 günde biter bence. Çok çok güzel bir kitaptı. Tavsiyedir.